A’dan Z’ye: Tokyo profile

A’dan Z’ye: Tokyo

“Bizce” bir Tokyo Şehir Rehberi.


Fotoğraf ve videolar: Aylin Güngör

A

Arigatō (bkz. ayrıca dōmo arigatōarigatō gozaimasudōmo arigatō gozaimasuarigatō gozaimashita)

Japonya’da en çok duyacağınız kelime. Anlamı, teşekkürler. Duyması insana kendini iyi hissettiren, sürekli tekrar etme isteği uyandıran, ağza dolanan dünyanın en güzel teşekkürlerinden biri. 

Akihabara

Neon ışıkların altında anime, manga ve teknoloji kültürünün iç içe geçtiği, Tokyo’nun elektrikli kalbi.

Asakusa

Tokyo’nun Sultanahmet’i; şehrin en eski ve en büyük tapınaklarından biri olan Sensō-ji’ye ev sahipliği yapan mahallesi. 

Awa Odori

Aslen Shikoku adasına özgü bir dans ve dans festivali olan, geleneksel, hipnotik ve çılgın bir olay. Festival her yıl ağustos ayında Koenji mahallesinde de düzenlenir ve kaçırılmaması gerekilen bir hadisedir.

Araçlar

Araba denince Japonya’da akan sular durur. Nissan, Toyota, Subaru, Mitsubishi, Suzuki, Honda ve Mazda. İşin en ilginç tarafı da bu markaların sadece kendi topraklarında görebileceğiniz, Japonya’ya has üretilmiş minik ve tuhaf ebatlardaki modelleri.

B

Beat Café

Shibuya’nın arka sokaklarındaki bir hanın alt katında yer alan, alternatif müzik sahnesinin tanınan figürlerinden Katoman’ın işlettiği, hemen yan tarafında yer alan büyük konser mekânı kompleksi O-Est’e konuk olan müzisyenlere denk gelme ihtimalinizin yüksek olduğu bar. 

Bahşiş

Hani Avrupa’da, Amerika’da kasada bahşiş kutusu olur, üstünde de Tipping is not a City in China yazar. Japonya için, Tipping is a City in China’dır. Yani bahşiş vermek caiz değildir. 50 kuruş dahi bıraksanız hoş karşılanmaz, peşinizden koşup bahşişinizi iade ederler.

Bavul

Tokyo seyahati ve bavul yoğunluğunu tiye alan meme’lere denk gelmişsinizdir. Hiçbiri abartı değil.

C

Cat Street

Omotesando semtinin ve tüm Tokyo’nun en hip alışveriş sokaklarından biri. Birbirine bağlanan dar sokaklara yayılmış butik dükkânların yaptığı yoğun alışveriş çağrısına rağmen dingin bir havası var bu civarların. Yorgunluğunuzu Bio Ojiyan Cafe’de atabilirsiniz. 

Chūō Line

Tokyo’nun en havalı, cool tren hatlarından birinin adı. Shinjuku çıkışlı bu hat, batıya doğru Nakano, Koenji, Nishiogikubo ve Kichijoji gibi mahallelerden geçer. Bu mahalleler Tokyo’nun klasik turist çemberinin dışında kalan hem lokal hem alternatif kültürlerin yeşerdiği yerlerdir.   

Club Quatro

Shibuya’da bulunan nefis bir konser mekânı. Konser takvimlerini takibe almakta fayda var. 

D

Dachibin

Koenji mahallesinde bulunan bir Okinawa restoranı. Bu listeye girmeye hak kazanmasının sebebi ise bizim kişisel favorilerimiz arasında olması. Duvarları süsleyen çizimler, afişler, eski fotoğraflar, fonda tatlı tatlı çalan Okinawa müzikleri, birbirinden tatlı çalışanlarıyla özel bir yer burası. Bant Voyaj – Tokyo’nun kapağında gördüğünüz şahsiyet High Taro da burada çalışıyor.

Disk Union

İster sıfır ister ikinci el, ister plak ister CD, ister başka yerlerde karşınıza çıkmayacak müzik ürünleri arıyor olun, gidilecek adres Disk Union. Tokyo şehrinin farklı mahallelerine yayılan mağaza zinciri, müzikseverler için şehrin olmazsa olmazlarından. Her Disk Union mağazasının farklı bir konsepti ve seçkisi olduğunu aklınızda tutarak biraz araştırma yardımıyla zevkinize en uygununu bulabilirsiniz.

Don Quijote (Donki)

Tokyo’nun en kaotik, en eğlenceli alışveriş deneyimlerinden biri. 24 saat açık olan; aklınıza gelebilecek her şeyin üst üste, alt alta, dar koridorlarda var olduğu  bir mağaza zinciri. Japonya’nın en ünlü “discount” zincirlerinden. Halk arasında Donki denen bu mağazalarda kozmetik ürünler de atıştırmalıklar da valiz de hediyelik saçmasapan şeyler de bulabilirsiniz. Minimum birkaç saatinizi yer. Tabii fonda aralıksız çalan o meşhur Donki jingle’ına tahammül edebilirseniz. Tam bir beyin erimesi. Dikkat! Bruno Mars’ın bile Donki reklamında oynadığını ekleyelim. Buradan izleyebilirsiniz.

E

Eggs’n Things

İstediğiniz kadar Uzakdoğu mutfağı seven biri olun, ilk birkaç günün sonunda alışık olduğunuz tatta bir kahvaltı illa çekecektir canınız. Lakin Japonya bizim bildiğimiz anlamda kahvaltı ya da en basitinden yumurta kültürüne sahip değil. Dolayısıyla kendinizi şöyle gün boyu tok tutacak bir kahvaltının peşinde bulabilirsiniz. Omotesando’da bulunan, Hawaii kahvaltıcısı (Hawaii kültürü Japonya’da bir hayli popüler) Eggs’n Things, bu açlığınızı kapatabilir. Biraz turistik olsa da sağlam bir kahvaltı ettiğinizi hissedersiniz en azından.

Eki Stamp

Tokyo’da her tren ve metro istasyonunun kendi logosu var. İstasyon giriş ve çıkışlarındaki görevli alanının civarına bakınırsanız bir damga göreceksiniz. Bu işi için özel alacağınız minik bir deftere gittiğiniz her istasyonun logosu defterinize damgalayabilir, kendinizce küçük Tokyo hatıra koleksiyonu oluşturabilirsiniz. 

F

Forest Limit

Hatagaya mahallesinde bulunan bu ufak kulüp ve performans mekânı, Tokyo’nun yeraltı müzik sahnesine açılan nefis bir kapı. Yeni şeyler keşfetmek ve unutulmaz deneyimler yaşamak için denenebilir.  

Fujiya Store

Fotoğraf meraklıları Nakano’da bulunan Fujiya dükkânına muhakkak gitmeli. Gerek birinci el gerek ikinci el, gerek analog gerek dijital, işin ehli dükkân çalışanlarıyla kompakt bir kamera deneyimi bekliyor meraklılarını.

Fuji Dağı

Sadece Tokyo’nun değil; bütün Japonya’nın en çarpıcı imgesi. Turistik ama iyi tasarlanmış birçok ürünün üzerinde Fuji Dağı’nı görebilirsiniz. Ama şanslıysanız, asıl Fuji Dağı’nın kendisini de Tokyo’dan görebilirsiniz. Bunun için temiz bir havada ve yüksek bir noktada olmanız genellikle kâfi. Ya da uçağınız Tokyo’ya inerken camdan dışarı bakıp Fuji’nin ihtişamıyla tanışabilirsiniz. 

G

Gachapon

Bir delilik, bir bağımlılıktır gachapon. Şehrin neredeyse her metro istasyonunda, her alışveriş merkezinde ya da hiç beklenmedik bir köşesinde karşınıza çıkan bu kapsül oyuncak ya da figür makineleri, günlük popüler şehir kültürünün çok önemli bir parçası. Belli periyotlarda yenilenen yüzlerce seri ve her seride ortalama beş figür var. Kabaca 100-150 TL atıyorsunuz, kolu çeviriyorsunuz ve artık bahtınıza ne gelirse. Gachaponlar çok eğlenceli olmanın yanısıra, tam bir koleksiyoner tuzağı. Bağımlılık yapar, dikkat!

Ghibli Müzesi

Miyazaki hayranları elbette burayı görmeden Tokyo’dan ayrılmayacaktır. Ancak müzeye gitmek için önceden hatta bazen çok önceden online bilet almanız gerekiyor, bu detayı kaçırmayın. Müze, İnokashira Parkı’nın hemen kıyısında. İkisi birleştirilebilir.

Ginkgo

Her ne kadar Tokyo bahar dönemi açan kiraz ağaçlarıyla, yani Sakura ile övünse de sonbaharın, ilkbahara çok güzel bir cevabı var. Şehrin birçok noktasında büyüyen Ginkgo ağaçları kasım ayı civarında parlak sarı bir hâle bürünür ve ortaya enfes bir manzara çıkar. Şehir peyzajının çok önemli bir parçası olan Ginkgoların sarıya döndüğü dönemi en iyi yaşayabileceğiniz yer ise Yoyogi Parkı. Ayrıca Ginkgo ağacının kestane, fındık benzeri yenebilen bir meyvesi var.

H

Hachiko

Adına filmler çekilmiş, romanlar yazılmış meşhur köpek Hachiko ve anısına dikilmiş heykeli. Heykel, Shibuya metro istasyonunun Hachiko çıkışının hemen orada. Önünde sıralar olan bu heykelin ve köpeğin hikâyesini okumanızı öneririz.

Harajuku

Tokyo’nun gençlik kültürü, sokak modası ve “kendi stilini yaratma” fikrinin merkezi. 1990’lardan bu yana dünya moda sahnesini etkilemiş Harajuku stilini yaratmış mahalle. Bugün geldiği nokta aşırı turistik ve ticari olsa da Harajuku bir günü hak ediyor. Harajuku’nun merkezi Takeshita Street’ten geçmeyen, Tokyo’ya gitmiş sayılmaz.

Highball

Tokyo’nun en sade, gündelik ve rafine içki ritüeli. Biraz viski, bol gazlı su, bol buz ve bir dilim limon ya da lime. Alkol oranı düşük, ferahlatıcı ve ucuz. Her yerde, barda, izakayalarda, hatta konbinilerde bulabiliyorsunuz.

Hyakuen Shoppu

Kelime anlamı 100 Yen Dükkânı. Yine şehrin her mahallesine yayılmış halde olan 100 Yenciler, gündelik hayatta işinize yarayabilecek envai çeşit ürünü bulabileceğiniz; eşe dosta ufak hediyeler alsam dediğinizde imdadınıza yetişecek bir konsept mağaza. Daisu, Seria ve CanDo, konseptin en popüler zincir markaları.

I

Inokashira Parkı

Kichijoji mahallesinde bulunan güzeller güzeli bir park. Ortasında yapay bir göl bulunur ve İzmir Kültür Parkı’ndakilere benzer, kuğu şeklindeki pedallı teknelerle gezinti yapılabilir. Parkın girişinde bir hayvanat bahçesi; doğu ucunda, göl kenarında ise kültür ve sanata adanmış ufak ama etkileyici bir tapınak bulunur.

Itoya

Kırtasiye denince akan sular durur” diyenlerdenseniz sizin de mabediniz burası. Ginza mahallesinde bulunan bu çok katlı kırtasiye, 1904 yılından beri aktif. Her katı farklı bir dünya olan Itoya’ya kırtasiye demek hafif kalır aslında. Premium kalemler, akıl almaz ürünler ve ne yapacağınızı bilmeseniz dahi alıp yanınızda götürmek isteyeceğiniz kâğıtlarla dolu bir evren burası.

Izakaya

Japonya’nın en geleneksel, en lezzetli ve en özel yerleri izakayalar. Aslında bizdeki meyhane kültürünün tam karşılığı diyebiliriz. Şehrin her yeri irili ufaklı izkayalarla dolu. Kimisi old-school ve izbe, kimisi high-end ve yenilikçi. Aynı İstanbul gibi. Ama Tokyo’da ilk ve ardından sık sık yapacağınız şey, mümkün olduğunca çok izakayaya giderek hem yemek hem içki hem de sosyalleşme kültürüne kendinizi maruz bırakmanız.

İ

İkinci El

Japonların ikinci el ürünlerle kurduğu ilişki ruhani ve tarihsel bir yerden tartışmaya açık ve araştırmaya değer olsa da genç nesilde inanılmaz bir ikinci el kıyafet çılgınlığı var. Şehrin hemen hemen her semti butik ve zincir ikinci el kıyafet mağazalarıyla dolu. High-end ikinci el markalar için ayrı, Amerikan markaları için ayrı, çok uygun fiyatlı Japon markalar için ayrı mağazalar var. Satılan ürünlerin kondisyonu ve temizliği üst seviyede. Butik mağazalar dışında zincir olarak şehre yayılan Mode Off, 2nd Street ve BuzzStore’lara ayrıca bakmakta fayda var. Mode Off’un ayrıca elektronik cihazlar için Hard Off, kitaplar için de Book Off gibi başka konseptlerde mağazaları da mevcut.

J

Jindai-ji Tapınağı

Şehrin batı yakasında bulunan Jindai-ji Tokyo’nun en eski ikinci tapınağı. Etrafındaki küçük dükkânlar, su yolları, zen bahçeleri ile gerçekten mistik bir şölen. Ama asıl güzelliği etrafını saran ormanlık alan ile şehirden minik bir kaçış imkânı sunması. Tapınakları gezip tarih ve mistisizme doyduktan sonra alandaki ufak tepenin zirvesine kısa bir yürüyüş yapıp buradaki soba’cılarda yemek yiyebilirsiniz.

K

Kabukichō

Tokyo gece hayatının Red Light bölgesi. Neon ışıklar, dar sokaklar, barlar ve love hotel’lerle 24 saat uyanık kalan bir bölge. Tokyo, dünyanın en güvenli şehirlerinden biri olabilir ama burada az biraz dikkatli olmakta fayda var. Hani oldu da başınızı bir Yakuza ile belaya sokacaksanız (ki bu çok ufak bir olasılık) bunun olacağı yer Kabukichō. 

Tokyo’nun en meşhur ve turistik gece hayatı lokasyonlarından bir olan Golden Gai de burada bulunur. 5-10 kişilik onlarca barla dolan olan bu ufak alan İkinci Dünya savaşı sonrası kara borsa, kumar ve fuhuş merkeziyken yıllar içerisinde şehrin yazar ve sanatçılarının takıldığı, oradan da turistik bir gece hayatı noktasına dönüşmüş. Barların bazıları Japonca bilmiyorsanız sizi içeri almıyor. Ama kızmayın, haksız sayılmazlar. Muhtemelen işletme sahibi de İngilizce bilmiyordur ve ufacık mekanını iletişim kuramadığı insanlarla doldurmak istemiyordur. Golden Gai’da Tarantino ve Sophia Copolla gibi bir çok meşhur yönetmenin takıldığı, üzerlerinde imzaları bulunan şişelerin duvarları süslediği Le Jetee ve deneysel ve noise müziğe adanmış Nightingale favorilerimiz olmuştu. Lakin yıllar içerisinde anlamsızca gezinen turist sayısının artmış olması buranın ruhunu biraz öldürmüş gibi.

Karaoke Kan Shibuya

Japonya karaoke’nin de anavatanı. Kelime kara = boş ve oke = orkestradan geliyor yani “boş orkestra”. Kendinize biraz güveniniz varsa, arkadaş grubunuz da uygunsa bir karaoke deneyimi biraz yüz kızartıcı ama unutulmaz anlar yaşatacaktır. Hele “Lost In Translation” sevenlerdenseniz filmin karaoke sahnesini çekildiği Karaoke Kan Shibuya’da bir gece neden olmasın? 

Kari-homen

Japon hukuk sisteminde denetimli serbestlik gibi bir karşılığı olan Kari-homen terimi, hak ve özgürlüklerden mahrum, statüsüz bırakılan göçmenler için de kullanılıyor. Japonya’da özellikle son yıllarda yaşanan Kürt sorunu olayları da aslen bu çerçevede cereyan ediyor. Tokyo’nun kuzey prefektörlerinden Saitama’da statüsüz ve tüm haklardan mahrum bir şekilde yaşatılan iki bin kadar Kürt göçmen son yıllarda ülkedeki sağcı ve göçmen karşıtı grupların hedefi olmuş durumda. Konu detaylı ve uzun. Daha fazla bilgi edinmek isteyenler, geçen yıl İletişim Yayınları’ndan çıkan İrfan Aktan’ın Kari-homen – Japonya’da Kürt Olmak isimli kitabını okuyabilir.

Kissa

Japoncadaki “kissaten” kelimesinden türeyen kissa, kabaca “çay / kahve içme salonu” anlamına geliyor. Tokyo’daki bazı kissalar ise çay / kahveden çok ses sistemi etrafında kurulmuş küçük sığınaklar gibi. Özellikle jazz kissalar müziği arka plan işlevinden çıkarıp başlı başına bir ritüele dönüştürüyor. Dev hoparlörler, karanlık ahşap yüzeyler, dikkatle seçilmiş plaklar ve neredeyse kütüphane sessizliğinde oturan insanlar. Streaming çağının görünmezleştirdiği şeyi yeniden fiziksel hâle getiriyorlar. Müzik yalnızca açılan bir şey değil; odayı kaplayan bir varlık oluyor.

Koenji

Chūō Line üzerinde bulunan, Tokyo’da underground ve karşı kültürü en yoğun deneyimleyebileceğiniz semt.

Konbini

Şehrin her semtinde hatta neredeyse her sokağında görebileceğiniz, hayatı hızlandırmak ve kolaylaştırmak için açılmış bu marketler, zamanla Tokyo kültürünün ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş. Buralarda hızlı ve sıcak yemek, çorap, meyve-sebze, içki, tatlı, kravat, aklınıza ne gelirse bulabilirsiniz. YouTube’da konbinilere dair sonsuz video var. En ünlü konbini markaları ise 7/11, Lawson ve Family Mart.  

Kichijoji

Chūō tren hattı üzerindeki gelişmiş mahallelerden biri. Shibuya ve Shinjuku gibi, kimilerine yorucu gelebilecek merkez mahallerin aksine sunduğu kompakt alışveriş imkânlarıyla güzel bir opsiyon olabilir. Burada hem dev markaların büyük mağazaları var hem de butik dükkân yoğunluğu yerinde. Tren istasyonunun hemen karşısındaki Harmonica, dapdar birkaç sokağa yayılmış altlı üstlü bar ve yemekçileriyle akşam saatlerinde ayrı bir güzel. Gündüz vakti eski usül gyoza’cı Minmin’de yer bulursanız, muhakkak gidin. Akşamınızı da Kichijoji’de geçirmek isterseniz, tren istasyonuna birkaç dakika yürüme mesafesinde altlı üstlü konumlanan Baobab ve Home Planet, güzel müzik, hoş enerji ve keyifli ortam vadeden iki güzel bar.

Knock

Koenji’de sadece etkinlik zamanları açılan bir underground etkinlik mekânı ve kulüp. Mekân ufak ama ses sistemi müthiş. Çok güzel kokteyller yapıyorlar. Takvimlerini takip edip kendinize uygun bir etkinlik bulup gitmekte fayda var. 

Kitchen Town

Asakusa civarlarında tamamen mutfak malzemelerine adanmış bir mahalle. Evde mutfakta ter dökmeyi seven biriyseniz, kendinize Japonya’nın dünyaca meşhur bıçaklarından almak isteyebilirsiniz mesela?

Köri

Köri ayrı, Japon körisi ayrı bir konu. Japonya’ya 19. yüzyılda İngilizler tarafından getirilen köri, zamanla Japon damak tadına uygun bir şekle evriliyor. Japon körisi, bu yemeğin orijini Hint körisine kıyasla daha koyu, daha tatlımsı ve daha yoğun. Dolayısıyla sakın “Neden Tokyo’da Hint yemeği yiyelim?” demeyin ve Japon körisinin tadına varın.

L

Lemon Sour

Tokyo’da lemon sour, highball’la birlikte en çok içilen gündelik içkilerden biri. Sakeye kıyasla daha yüksek alkollü bir geleneksel Japon içkisi olan sochu; bol gazlı su, bol buz ve limon suyuyla hazırlanıyor. Her yerde bulmanız, bol bol içmeniz mümkün. Hem ucuz hem alkol oranı bir hayli düşük.

Liquidroom

Ebisu’da konumlanan, Tokyo’nun en rafine kapalı konser salonlarından biri. Yüksek tavan, karanlık atmosfer, tertemiz bir akustik, nokta atışı ses sistemi. Türler arasında dolanan programıyla şehirde “iyi konser” denince akla ilk gelen duraklardan.

M

Mandarake

Figür ve oyuncak koleksiyoncusu, manga-anime severi, kısaca bir Otaku iseniz Mandarake dükkânları sizin mabediniz olacak. Akihabara, Shibuya ve Nakano’da dükkânları var ama en iyisi, Nakano Broadway’deki flagship store. Ayrıca online mağazaları da mevcut.

Museum of Contemporary Art Tokyo (MoT)

Tokyo Modern Sanat Müzesi, Japon çağdaş sanatına dair daha geniş bilgi ve deneyime sahip olmak isteyenler için muhakkak gidilesi bir müze.  

N

Nakano ve Nakano Broadway

Shinjuku’ya komşu bu mahalle, hem merkeze çok yakın hem de kendi evreninde gibi. 1966 yılında yapılan alışveriş hanı Nakano Broadway, buranın nam salmasındaki başlıca sebeplerden. Hanın içi, başta Mandarake mağazaları olmak üzere onlarca irili ufaklı manga, anime, figür dükkânıyla dolu. Bunun dışında ikinci el elektronik, saat, mücevher dükkânları ile alt katında konumlanan meşhur bir sushi restoranı da var. Bu han, Tokyo’nun farklı bir yüzü, başka bir döneminin yansıması gibi. Kısacası Nakano Broadway ve çevresine bir gün ayırılabilir.

Nantoka

Aklımızın hayalimizin alamayacağı kadar çok barla dolu Tokyo’da neden Nantoka barı yazıyoruz? Koenji mahallesinde bulunan bu ufak barın arkasında güzel bir fikir var. Kolektif zihniyetle işleyen bu mekânın sahibi her gece değişiyor. Mekânın sahibiyle birlikte konsepti, içkileri, yemekleri, çalan müzikleri ve ambiyansı da değişiyor. Projenin arkasında şehrin önemli aktivist figürlerinden biri var. Nantoka’yı bir geceliğine işletmek için referansınızla başvurmanız ve sıraya girmeniz gerekiyor. Kısacası dumanaltı havasına rağmen Tokyo’nun karşı kültür figürleriyle, yaratıcı expatlarıyla tanışıp fikir alışverişinde bulunabileceğiniz; unutulmaz geceler yaşayabileceğiniz pek benzeri olmayan bir yer burası.

O

Onsen

Biraz abartılı olacak ama bir Japon ailesinden vazgeçse de onsen sevdasından vazgeçmez. Tamamen volkanik bir ada olmanın cefasını çektikleri kadar sefasını da sürmesini bilen Japonlar için kaplıca kültürü, yani onsenler, neredeyse kutsallık mertebesindedir. Onsen, yediden yetmişe herkes için hayatın bir parçası. Onsen dünyası başlı başına bir turizm, başlı başına bir deneyim. İster Tokyo’nun dışında, doğa içerisindeki onsenleri; ister şehir içindeki onsenleri denemek için sonsuz sayıda farklı opsiyon var. Ama gitmeden önce birkaç hayatî detayı gözden geçirmeniz şart. Vücudunuzda dövme var mı? İlginç bir kural. Ama dövmeniz varsa onsenlere girmeniz yasak. Dövmeniz ufaksa, bandajlarla kapatabiliyorsunuz ve bunda sorun yok. Ama vücudunuzda geniş yer tutuyorsa, geçmiş olsun. O zaman biraz derin bir araştırma yaparak Yakuzaların da gittiği bir onsen bulmanız gerekebilir. Diğer kritik nokta onsene girdikten sonra anadan üryan olmanız gerekmesi. Bu bir zorunluluk. Kaplıcalara mayo, don, şort vb. ile girmek kesinlikle yasak. Bu iki kutuya tik attıysanız, geriye onsen kurallarını iyice okumak ve onlara harfiyen uymak kalıyor. Sonuç kesinlikle mükemmel! Her ne kadar onsen deneyimini şehir dışında yaşamak daha hoş bir deneyim sunacak olsa da Tokyo içerisinde de önerebileceğimiz hoş bir onsen var: Niwa No Yu.

Okonomiyaki

Japonya dışında tanınırlık kazanmamış, ülkenin en popüler sokak yemeklerinden biri. Kabaca içeriğini kendinizin belirleyebildiği; lahana, un, yumurta bazlı, ızgarada pişen bir yemek. Asıl olay, müşterinin önünde geniş, sıcak demir plakalarda pişirilmesi. Bazı yerlerde malzemeyi size veriyorlar ve kendiniz yapıyorsunuz. Üstüne ekleyeceğiniz içerikler de size kalmış. Eğlenceli, lezzetli, doyurucu ve ucuz.

Otomat

Japonya’nın otomata yaklaşımı hakkında ihtiyaçtan çok bir yaşam biçimi tanımı yapabiliriz. Yaz – kış ister sıcacık ister buz gibi içecek veren makineler günün her saati çalışıyor. Özellikle tren istasyonlarında hayat kurtarıyorlar. İçecekler dışında şemsiyeden pile, teknolojik ürünlerden peluş oyuncaklara uzanan otomatlar da şehrin her köşesinde karşınıza çıkabilir.

Ö

Öğrenciler

Tokyo’da fark edeceğiniz şaşırtıcı detaylardan biri de sabah ve öğleden sonra saatlerinde okula giden, okuldan dönen çocuk yaştaki öğrenciler. Okul üniformaları, boyları kadar çantaları, ufak şapkalarıyla onları bu dev şehrin sokaklarında, metrolarında tek başlarına yürürken göreceksiniz. Şaşırmayın, yadırgamayın. Toplumsal güvenle gelen şeyler bunlar. Bize biraz uzak tabii.

P

Pachinko

Tokyo sokaklarında yürürken kulağınıza (bazen sağır edici) bir metal yağmuru sesi çarpar. İşte onun kaynağı, pachinko salonları. Dışarıdan bakınca arcade salonu sandığınız ama içeri girince bambaşka bir gerçeklikle karşılaştığınız bu mekânlarda maaşını bırakıp çıkan da var saatlerce aynı makineye kilitlenen de. Japonya’nın en görünür ama en az konuşulan bağımlılık ritüellerinden biri.

Pet Cafe

Hızla modernleşen toplumdaki yalnızlığa geçici bir çözüm olarak başlayan, oradan bambaşka yerlere evrilen bir fenomen Tokyo’nun Pet Cafeleri. Para karşılığında tek taraflı bir hayvan sevgisi tüketimi yaşadığınız bu mekânlar, şehirdeki en tartışmalı konulardan da biri. Kedi ve köpek kafelerinin yanı sıra baykuş, domuz yavrusu, kirpi ve su samuru kafeleri de var. Japonlar ve turistler için dev cazibe merkezleri olan bu mekânlar, olmasalar daha iyiydi dedirtiyor.

R

Ryokan

Geleneksel Japon konaklama biçimi. Bir nevi geleneksel han gibi düşünün. Tatami zeminler, gece yatarken serilen futon yataklar, sürgülü kapılar… Tokyo merkezinde belki ilk tercihiniz olmaz ama şehir dışına yapılacak bir seyahatte ryokan’da kalmak unutulmaz bir deneyim sunabilir.

S

Sampuru

Japonya’da restoran vitrinlerini dolduran o kusursuz ramenler, parlayan tempuralar ve birebir gerçek suşiler aslında plastikten yapılmalar. Sipariş vermeyi kolaylaştıran bu hiper-gerçekçi maketler, iştah kabartan görsel sunumların da zirvesi. Ülkesine dolu bir tabakla dönmek isteyen turistler için pek çok sampuru atölyesi de mevcut elbette.

Sundrug

Japonya’nın en büyük eczane market zinciri. İlaç, vitamin, takviye, kozmetik sevenler için acayip bir dünyanın kapıları burada açılıyor. Umarız olmaz ama yaban ellerde hastalık sizi bulursa da gideceğiniz yer burası. Sadece Türkiye ve Avrupa’daki eczanelere kıyasla bambaşka bir deneyim olduğunu aklınızda tutun.

Shibuya & Shibuya Crossing

Shinjuku ile birlikte Tokyo’nun iki kalbinden biri. Arayacağınız her şeyi bulabileceğiniz benzersiz bir curcuna. Shibuya’nın merkezinde ise dünyanın en yoğun yaya geçitlerinden biri olan Shibuya Crossing bulunuyor. YouTube ve Instagram videolarında en sık karışınıza çıkan yer burası.

Shimokitazawa

Pandemi öncesine kadar Tokyo’da alternatif ve punk kültürünün merkezi olan, sonrasında biraz dönüşüme uğrasa da hâlâ tatlı keşmekeşini ve cazibesini koruyan mahalle. Çok güzel barlar, plak dükkânları ve butiklerle dolup taşan; Shibuya ve Shinjuku’da olduğu gibi şehir tarafından yutulduğunuzu hissetmeyeceğiniz, gidilesi, hatta kalınası bir semt. 

Shin-Okubo

Tokyo’nun Kore Town’u. K-Pop’un, K-Beauty’nin ve Kore yemeklerinin sokaklara taştığı mahalle. Merkeze yakın, ulaşımı kolay.

Shinjuku & Metro İstasyonu

Shibuya ile birlikte Tokyo’nun en kalabalık, en etkileyici yerlerinden biri. Shinjuku İstasyonu ise dünyanın en yoğun tren ve metro istasyonu. Tek başına bir şehir gibi. Buradan günde üç milyondan fazla insan geçiyor.

Shichi-Go-San

Kasım ayında Tokyo’daysanız ve ortalıkta kimono giymiş ufak çocuklar ve gururlu ebeveynler görürseniz şaşırmayın. Mutemelen sebebi, üç, beş ve yedi yaşına gelen çocukların bu yaşlara erişmesinin kutlandığı Shichi-Go-San’a denk gelmenizdir. Kelime anlamı da üç, beş ve yedidir. Çocuklara geleneksel kıyafetler giydirilir, ailecek Şinto tapınağına gidilir ve çocuğun kutsandığı bir seremoni gerçekleşir.

Shōchū

Tatlı patates, arpa ya da pirinçten yapılan, alkol oranı yüzde 20-25 arasında değişen, gündelik hayatta da oldukça yaygın tüketilen geleneksel bir içki. Sake ile farkı sakenin fermentasyonla, shōchū’nun ise damıtmayla yapılması. Şöyle ilginç bir anekdot paylaşalım: önceleri biraz taşra ya da yaşlı adam içkisi olarak anılırken, 1980 yılında Cyrstal Jun Rock isimli bir shōchū üreticisi ürünü gençler arasında popüler yapabilmek için David Bowie ile bir reklam filmi çeker. Shōchū’nun bugünkü popülerliğinde bu enfes reklamın payı yadsınamaz.   

Ş

Şehir Emekçileri

Tokyo gibi bir şehri çekip çevirmek, işleyişini yitirmediğinden emin olmak, temiz tutmak tahmin edersiniz ki çok zor bir iş. Tokyo’nun sorunsuz hayatına devam edebilmesinde farklı kostüm ve üniformalarıyla, farklı görev ve alanlarda karşınıza çıkan memurların, emekçilerin, işçilerin payı çok büyük. Gerek bir ağacın budanması gerek işlek bir kaldırımdaki garaj çıkışının kontrolü gerek sokakların temizlenmesi gerek yeni ama ufak bir evin yapımı olsun, Japonlar yaptıkları her işi ziyadesiyle ciddiye alıyorlar. Kostümlerini ve işlerine verdikleri önemi fark etmemeniz imkânsız. Bizim Tokyo’ya dair en sevdiğimiz detaylardan biri bu emekçiler ve kıyafetleri. 

T

Takadanobaba

Tokyo’nun en genç, en öğrenci dolu ve en göçmen dostu mahallelerinden. Şehrin en büyük üniversitelerinden biri olan Waseda Üniversitesi burada bulunuyor. Ayrıca ciddi bir Mynmar nüfusu da burada yaşıyor ve kültürel anlamda semte etkileri büyük. Biraz üniversite ortamı kokusu alayım, biraz Myanmar kültürüyle tanışayım derseniz Takadanobaba’ya gidebilirsiniz. Yemek için Baba Feel’a gidilebilir, akabinde farklı bir karaoke anlayışına sahip Myanmarlılarla bir barda kendinizi kaybedebilirsiniz. Bu mahalle aynı zamanda Japon anime külliyatının öncülerinden Astro Boy’un (Tetsuwan Atom) yaratıcısı Osamu Tezuka’nın da mahallesi. Tren istasyonunun hemen çıkışındaki Astro Boy temalı dev duvar boyaması da onun anısına.  

Takao

Tokyo’nun içinde sayılabilecek kadar yakın olan ama şehirden tamamen kopmuş hissi veren, en popüler doğa kaçamağı destinasyonu. Şehrin biraz bastığını hisseder ama şehirden çok da uzaklaşmak istemezseniz, yürüyüş parkurları, manzarası, dağ havası ve tepede sizi bekleyen tapınağıyla Takao’ya günübirlik hoş bir gezi yapabilirsiniz. Hafta sonu gitmekten kaçının deriz çünkü sadece turistler için değil; Tokyolular için de popüler bir nokta burası. 

Tapınaklar

Şehrin her yeri irili ufaklı Şinto ve Budist tapınaklarıyla dolu. En güzelleri de turistik olanlar değil; şehrin arka sokaklarında kaybolurken bir anda karşınıza çıkıverenler. Bu tapınakların zen bahçelerinde gezinebilir, ritüelleri hızlıca öğrenerek dilekte bulunabilirsiniz. Biraz bozuk para karşılığında omikuji, yani kader kâğıdı alıp bahtınızda sizi nelerin beklediğini okuyabilirsiniz. Ya da bir yüzünü Japon takvimindeki hayvanlardan birinin süslediği bir küçük ahşap plaka, yani ema alıp arkasına dileğinizi yazıp tapınağa asabilirsiniz. Bir düğüne, bir ayine ya da kutsal bir güne denk gelme şansı yakalarsanız, bu tapınaklarda büyülü anlara tanıklık edebilirsiniz.

teamLab

Tokyo’nun en çok konuşulan, en rağbet gören dijital sanat deneyimlerinden birini yaratan kolektif. Tokyo’da bu ekibin iki deneyim müzesi bulunmakta. Biri suyu, bedeni ve fiziksel hissi merkeze alan Planets; diğeri labirentvari bir ortamda sanatı merkeze alan Borderless. İkisi de son derece popüler mekânlar olduğu için rezervasyonsuz gidip girmeniz çok zor. Gidenler deneyimlerini anlata anlata bitiremiyor. Ayrıca iki müze de tam birer Instagram maması.

Tokyo Art Beat

Tokyo’ya gideceğim ama müzelerden, çağdaş sanat etkinliklerinden, butik sergilerden nasıl haberdar olacağım diyorsanız, Tokyo Art Beat sitesi ve uygulaması son derece güncel ve geniş bir bilgi ağı sunuyor.

Tokyo Cheapo

Tokyo’da ne olup bitiyor, her şeyden haberdar mı olmak istiyorsunuz? Etkinlikler, partiler, lokal festivaller, faydalı bilgiler, indirim haberleri ve keşiflerle dolu bir web sitesi. Mesela bit pazarı gezmeyi seviyorsanız şehirdeki en iyi bit pazarı takvimini yine bu sitede bulabilirsiniz.

Tower Records

Orijinal olarak Amerika çıkışlı olup batmış bir müzik zincir mağazası olsa da Japonya’da hala aktif ve fiziksel müziğin kalesi olarak anılıyor. Shibuya’da bulunan büyük ana mağaza bir müzik mabedi adeta. Mottosu “No Music No Life”. Bu vesile ile Japonya’da fiziksel müziğe olan ilginin hala bir hayli yüksek olduğunu ve CD satışlarının başı çektiğini de ekleyelim.

Tren ve Metro

Elbette dünyanın en büyük ve en iyi işleyen tren ve metro ağına sahip şehirlerinden biri burası. İşin ilginç tarafı, metro ve tren ağlarının kısmen devlet eliyle kısmen özel sektör tarafından yapılması ve işletilmesi. Bu sebeple JR, Odakyu, Keio gibi farklı isimlerle anılan ağlar bulunuyor. Başta tren ve metro ağı size ürkütücü gelebilir ancak korkmayın. Bir iki denemeden sonra çözüyorsunuz. Hem tabelalar İngilizce hem de telefon uygulamalarıyla son derece entegre. Ama her şeyden önce yapmanız gereken, Suica ya da Pasmo kartı almanız. Ve elbette işe gidiş ve işten çıkış saatlerine dikkat, yoksa kendinizi o meşhur YouTube videolarından birinin içinde bulabilirsiniz. Tokyo’daki tren ve metro istasyonlarına dair en ilginç şeylerden biri de her durağın kendine has bir melodisinin olması. Vardığınız her durakta farklı bir jingle çaldığını duyacaksınız. Farkındalık arttıkça favori durak jingle’larınız oluşmaya başlayacak. Hepsini şuradan dinleyebilirsiniz.

U

Umeshu

Son derece geleneksel, müthiş lezzetli Japon erik likörü.

V

Vize

Japonya’ya vize istenmiyor. Ha geldi ha gelecek muhabbetleri devam ededursun, şimdilik kapılar bizim pasaportlara açık.

W

WWW

Shibuya’nın merkezinde bulunan pek güzel konser mekânı. Gitmişken mekânın programına bakmakta fayda var. Sevdiğiniz ya da merak ettiğiniz bir gruba denk gelirseniz mutlaka gidin. Eskiden arthouse bir sinema salonu olan WWW fuayesinin duvarlarında ünlü yönetmenlerin imzalarını görebilirsiniz. 

Y

Yodabashi

Tokyo’ya kadar geldim, her çeşitten elektronik cihaza kopayım diyorsanız, stadyum büyüklüğündeki Yodabashi mağazalarından birine gidebilirsiniz. Ancak dikkat, aşırı yüklenme ve beyin erimesi içerebilir.

Yoyogi Parkı

Shibuya ve Shinjuku arasında, Harajuku’ya komşu, şehrin en büyük parklarından biri. Hünerlerini sergileyen gençleri, ginkgolar altında selfi çekenleri izlemek, rahatlamak, farklı bitki türlerini gözlemlemek için nefis bir kaçamak yeri. Ayrıca şehrin en büyük tapınaklarından Meiji de burada. Tapınağa giden yol ve çevreleyen ağaçlar bir hayli görkemli.

Z

Zen

Tokyo’nun hızının ve gürültüsünün altında akan görünmez denge; kaosun içindeki sessizlik.