Japonya’yı klişelerin ötesinde, doğru bir şekilde yansıtmak: ABROAD IN JAPAN profile

Japonya’yı klişelerin ötesinde, doğru bir şekilde yansıtmak: ABROAD IN JAPAN

Chris Broad, namıdiğer Abroad in Japan, Tokyo sokaklarından Japonya kırsalına uzanan keskin gözlemleri, özgün mizahı ve etkileyici prodüksiyon kalitesiyle on yılı aşkın süredir ülkenin bilinmeyen yönlerini anlatıyor. YouTube kanalının yanı sıra kişisel deneyimlerini anlattığı bir kitabı, çeşitli podcast serileri ve Shibuya’da konumlanan Lost isimli yenice bir barı da bulunmakta.


“Bu işi yapmaya başladığım zamanlarda internette Japonya hakkında neredeyse hiç içerik yoktu ve dünya Japon kültürüne bir hayli yabancıydı. Son on yılda çok yol kat ettik ve her geçen yıl artık başkalarının dokunmadığı özgün hikâyeleri bulmak daha da zorlaşıyor.”


Yabancı bir içerik üreticisi olarak Tokyo’da içerik üretme ve paylaşma deneyimin nasıl gelişti? Tokyo’da yaşamak hâlâ bir keşif hissi veriyor mu?

2023’ten bu yana Tokyo’da yaşıyorum ve dürüst olmak gerekirse, şehri hak ettiği kadar keşfetmediğimi kabul ediyorum. Buraya ilk taşındığımda her gün 10 bin adım atmaya çalışırdım ve en güzel anlar, arka sokaklarda kaybolup gizli bir tapınak keşfetmek ya da hareketli bir tren köprüsünün altında saklanmış minik bir bar bulmaktı. Bu şehir, böyle harika günlük keşifler için ideal. O kadar yoğun ki her mahallenin sunduğu kendince bir ödülü var.

On yılı aşkın süredir Japonya hakkında içerik üretiyorsun. Bu süreçte belli sorumluluklar hissetmeye başladın mı? Anlatımında ya da yaklaşımında buna bağlı belirgin değişiklikler oldu mu?

Kesinlikle. Abroad in Japan’e başladığımda sadece ben, bir kamera ve biraz da alaycılık vardı. Japonya’yı bir yabancının gözünden anlamaya çalışıyordum. Zamanla izleyici kitlesi büyüdü ve bununla birlikte başka bir sorumluluk yüklenmeye başladı. Sadece eğlendirmek değil; aynı zamanda Japonya’yı klişelerin ötesinde, adil ve doğru bir şekilde yansıtmak da gerekiyordu. Pek çok kişinin Japonya hakkındaki izlenimlerinin benim videolarımdan oluştuğunu fark ettim. Artık söylediklerime ve yaptıklarıma daha çok dikkat ediyorum, bazen görüşlerimi sansürlediğimden endişe duymaya başladığım durumlar oluyor. En azından eskisine kıyasla daha fazla.

Bu işi yapmaya başladığım zamanlarda internette Japonya hakkında neredeyse hiç içerik yoktu ve dünya Japon kültürüne bir hayli yabancıydı. Son on yılda çok yol kat ettik ve her geçen yıl artık başkalarının dokunmadığı özgün hikâyeleri bulmak daha da zorlaşıyor.

Kanalını bugün sıfırdan başlatacak olsaydın, içerik ya da format açısından farklı bir şey yapar mıydın?

YouTube’da artık prodüksiyon kalitesi açısından çıta çok daha yüksek. Eskiden daha çok vlogger’lar ve kişilikler ön plandaydı. Şimdi ise hikâye anlatımı ve fark yaratan içerikler öne çıkıyor.

Başlangıçtan itibaren yüksek konseptli hikâye anlatımına, örneğin derinlemesine belgesellere odaklanırdım. İlk başladığımda işin içine girdikçe öğreniyordum. Eğlenceliydi ama birçok erken dönem videonun net bir yönü yoktu. Ama mizah, hikâye anlatımı ve kültürel keşif gibi temel unsurları aynı bırakırdım. Eğlenceli ve eğitici içerik arasında bir denge kurabildiğinde, içerik üretiminin zirve noktasını bulmuş oluyorsun.

Shibuya’nın tam kalbinde Lost isimli bir bar açtın. Bu bar şehirle olan bağını nasıl etkiliyor? Tokyo’daki birçok bar belirli bir nişe hitap ediyor. Lost’u başka barlardan ayıran belirli bir tema, tasarım ya da bir menü opsiyonu var mı?

Lost’u açmak, YouTube kanalı açmaktan çok farklı bir deneyim oldu. Bir şehri kamerayla yakalamak başka, içinde fiziksel bir alan işletmek bambaşka bir şey. Shibuya’nın nabzını daha önce hiç anlamadığım kadar iyi anlamamı sağladı; işletmelerin nasıl ayakta kaldığı, toplulukların mekânlar etrafında nasıl şekillendiği ve ışıkları açık tutmak için ne kadar çaba gerektiği gibi.

Lost’u farklı kılan ne? Japonya’daki gece hayatı kültürüyle samimi, gösterişsiz ve hem gezginlere hem yerlilere hitap eden bir mekânı harmanlamak istedik. İsme bağlı bir seyahat teması da var, şehirde “kayıp” olan insanlar yollarını buluyor. Öne çıkan bir menü opsiyonuna gelince… Britanya’ya özgü olgun cheddar peyniri. Japonya’da kaliteli peynir bulmak gerçekten çok zor!

Abroad in Japan kitabında YouTube’da göremediğimiz kişisel hikâyeler paylaşmışsın. Yazarken seni duygulandıran ya da zorlayan bir şey oldu mu?

Sonradan Japonca öğretmenim olan eski tren mühendisi, sıcakkanlı Itou sensei ile geçirdiğim zamanları hatırlamak beni duygulandırdı. Her çarşamba beni çalıştırması için birkaç saatliğine buluşurduk. Ve her seferinde sadece İngilizce konuşup gülüp eğlendiğimiz, bana geçmişe dair hikâyelerini anlattığı seanslara dönüşürdü. Ama eğer o olmasaydı Japonca konuşma yarışmasını kazanamazdım. Ne yazık ki vefat ettiğinde yanında olamadım. Bunun için çok üzgünüm. Onunla geçirdiğim zaman için çok minnettarım ve kitapta onun hakkında yazabilmek gerçekten çok iyi hissettirdi.

Sence Tokyo bağımsız içerik üreticileri için daha fazla fırsat mı sunuyor, yoksa daha fazla sınırlama mı? Neden?

Bence Tokyo bir içerik üreticisinin yola çıkması için en rahat kentlerden biri. Gerçi birçok erken dönem YouTuber Nagoya ve Osaka’da yaşıyordu. Ama Tokyo kesinlikle fırsatlar sunan bir yer ve bu kadar büyük bir şehirde yeni bir hikâye, bir yemek, bir kişi ya da ilginç bir bina bulmak hiç zor değil. Seçenek çok fazla. Yine de Japonya’nın daha az bilinen bölgelerinde geçen videoları izlemekten keyif alıyorum. Örneğin arkadaşım Quinlan’ın Kuzey Japonya’da yürüyüş temalı içerikler ürettiği GoNorth adlı YouTube kanalı gibi.

Son dönemde Japon kültürünü konu eden popüler kültür ürünleri arasında (özellikle film ya da diziler arasında) batılı olan ama batılı bakışa ait klişelerden uzak durmayı başaran bir yapım dikkatini çekti mi?

Şüphesiz ki Shōgun öne çıkan bir dizi oldu. Dönemin karmaşık iç politikalarını ve güç mücadelelerini (biraz sanatsal özgürlükle de olsa) bir araya getirmede harika bir iş çıkardı. Hem de çoğunlukla geleneksel Japonca diyaloglarla. Dizinin her noktasında detaylara gösterilen özeni görebiliyordunuz; muhteşem kostümlerden devasa set tasarımlarına kadar. Şovun Altın Küreler, Emmy’ler ve diğer ödülleri süpürmesine şaşmamalı.