İnsanların benzerlikleri ve farklılıkları üzerinden bağ kurabileceği bir yer: TSUBAME STUDIO profile

İnsanların benzerlikleri ve farklılıkları üzerinden bağ kurabileceği bir yer: TSUBAME STUDIO

Geleneksel zanaatkârlığı, oyuncak kültürünü ve modern yaratıcılığı bir araya getiren Asakusabashi’de konumlanan Tsubame Studio; sektörün dayattığı kaygılardan çok kendi sanatsal vizyonlarına odaklanan müzisyenler, görsel sanatçılar ve yazarlar için bir buluşma noktası işlevi görüyor. Farklı disiplinlere eşine az rastlanır bir açıklık ile yaklaşan mekân hakkında merak ettiklerimizi, Tsubame Studio’nun sahibi, DIY ustası ve kayıt teknisyeni Yui Kimijima ile yöneticisi Hibiki Kimjima’ya sorduk.


“Günümüzde modern sanat dünyasının katı kategorilere ayrılması, sanatçılar ile izleyiciler arasındaki etkileşimleri de genellikle belirli çerçevelere hapsediyor. Bunun ticari anlamda avantajları olabilir. Ancak TS, geleneksel sınıflandırmalara uymayan olağanüstü yeteneklerin buluşabileceği bir alan olmayı amaçlıyor.”


Tsubame Studio’nun kapsamını ve işlevlerini, mekânınızı ilk kez ziyaret eden birine nasıl anlatıyorsunuz?

Yui: Biri ilk kez geldiğinde, genelde önce tarihçeyi anlatarak başlıyorum. Tsubame Studio (TS) 2009 yılında bağımsız müzisyenler için bir kayıt stüdyosu olarak kuruldu. Başlangıçta başka bir binada faaliyet gösteriyordu. 2022 sonbaharında şimdiki mekânımıza taşındık ve yalnızca kayıt stüdyosu olmanın ötesine geçip insanların sanat ve müzik aracılığıyla bir araya gelebildiği bir kat ekleyerek kapsamımızı genişlettik.

En başından beri TS, ticari başarı ya da trendlerden ziyade kendi sanatsal vizyonuna öncelik veren müzisyenler ve gruplar için bir buluşma noktası olmayı sürdürdü. Zamanla müşterilerimiz farklı disiplinlerden sanatçılarla doğal yollarla bağlantı kurmaya başladı; ressamlar, fotoğrafçılar, yazarlar ve hatta sadece gündelik hayatlarını sanatsal olarak zenginleştirmek isteyen insanlar. Bunun belki de en belirgin örneği, Kikagaku Moyo ve onların plak şirketi GuruGuru Brain. TS’nin galeri katındaki açılış sergisi, Kikagaku Moyo’nun turne posterlerinden oluşuyordu. Yürüttükleri çalışmalar müziğin ötesine uzanıyor; farklı sanat alanlarında sürekli yeni yetenekler keşfediyorlar.

Günümüzde modern sanat dünyasının katı kategorilere ayrılması, sanatçılar ile izleyiciler arasındaki etkileşimleri de genellikle belirli çerçevelere hapsediyor. Bunun ticari anlamda avantajları olabilir. Ancak TS, geleneksel sınıflandırmalara uymayan olağanüstü yeteneklerin buluşabileceği bir alan olmayı amaçlıyor. Burası insanların yalnızca benzerlikler üzerinden değil; farklılıkları fark ederek de bağ kurabildikleri bir yer. Bu farklılıklar aracılığıyla birbirlerinin bakış açılarını aydınlatabiliyorlar.

Disiplinler arası sanatçıların eserlerini birbirini besleyen çoklu ortam sergileriyle sunuyorsunuz. Işığın, gölgelerin ve akustiğin sanatçılar tarafından yorumlanışını galeri alanında bu kadar etkili bir şekilde nasıl birleştiriyorsunuz?

Yui: Hem kayıt stüdyosu katı hem de galeri katı tamamen DIY estetiğiyle, ben ve arkadaşlarım tarafından tasarlanıp inşa edildi. Duvarları, zeminleri, tavanları, rafları ve tüm sabitleri biz yaptık. Açık ama katı olmayan bir vizyonla hem akustik hem de görsel olarak özgün bir ortam yaratmak istedik.

Örneğin, duvarlar, tavanlar ve zeminler Japon iç mekân yapılarında genellikle astar olarak kullanılan alçı esaslı bir sıva ile kaplı. Bu da yüzeyde kartonu andıran yumuşak, açık kahverengi, gözenekli bir doku yaratıyor. Boya ile kaplı sert yüzeylerin aksine bu malzeme hem sesi hem de ışığı farklı bir şekilde emiyor ve dağıtıyor.

Bu yumuşaklık sayesinde akustik ve elektrikle yükseltilmiş sesler mekân içinde doğal bir şekilde harmanlanıyor. Tipik bir galeri küpünün sert beyaz duvarlarına kıyasla bu özel yüzey, görülen ile duyulan arasındaki uyumu artırıyor. Ayrıca pencereleri kapatabilmek için çıkarılabilir panellerimiz var; bu sayede doğal ışığı kontrol edebiliyoruz. Yine de gündüz güneş ışığından akşamın sıcak aydınlatmasına geçişi izlemekten çok keyif alıyorum.

Doğaçlamaya ve farklı sanatçılar ile müzisyenler arasındaki iş birliğine dayalı sergiler düzenlemek nasıl bir motivasyonla ortaya çıktı? Tsubame Studio’daki yaratıcı etkileşimlerden biraz bahseder misiniz?

Yui: Biz sanatçılar arasındaki yaratıcı etkileşimlere asla müdahale etmiyoruz. Müzisyenler dâhil. İş birliği yapacak isimler seçildikten sonra, dinamikler kendiliğinden gelişiyor. Bizim rolümüz, süreci kolaylaştırmak. Bu bazen gerekli malzemeleri temin etmek, bazen kurulum yöntemleri hakkında tavsiyelerde bulunmak, bazen de nadiren sergiyi yeniden odaklamak için ufak dokunuşlarda bulunmak anlamına geliyor. Neyse ki şimdiye kadar birlikte çalıştığımız sanatçılar her zaman çok net bir vizyona sahipti, bu yüzden müdahaleye ihtiyaç duymadık.

GuruGuru Brain’e kısaca değinmek gerekirse, Tokyo’da kurulan psikedelik rock grubu Kikagaku Moyo üyeleri tarafından hayata geçirilen bir plak şirketi. Şimdi Amsterdam’da faaliyet gösteriyorlar ve Asya’daki psikedelik müzikleri Batı pazarına tanıtmayı sürdürüyorlar. GuruGuru Brain albüm kapakları, turne posterleri ve merchandise tasarımları için dünya çapındaki sanatçılarla çalışıyor; Instagram ve kişisel bağlantılar aracılığıyla sürekli yeni yetenekler keşfediyor.

Bazı sergilerimiz de bu bağlantılar sayesinde hayata geçti: Endonezyalı sanatçı Ardnek, Portland’dan Dorothy Siemens ve New York’tan Nick Gazin’in solo sergileri bunlardan bazıları. Ayrıca Kikagaku Moyo’nun turnelerini belgelemiş Avustralyalı fotoğrafçı Jamie Wdziekonski’nin sergisini de ağırladık.

Sergi açılışları ve kapanışlarında çalacak grupları seçerken nasıl bir yol izliyorsunuz? Ses ile görsel öğeleri nasıl ilişkilendiriyorsunuz?

Yui: Bazen sanatçılar sergilerinde performans yapacak müzisyeni kendileri seçiyor, bazen de biz öneride bulunuyoruz. Ancak ikinci durumda da her zaman buna sanatçıyla birlikte karar veriyoruz.

Serginin doğasına bağlı olarak performans alanı ve teknik imkânlar bazen sınırlı olabiliyor. Görsel olarak performansları sahneleme konusunda şu anda özel bir teknik kullanmıyoruz. Ancak ışıklandırmada ufak ayarlamalar yaparak mekânın genel uyumunu korumaya dikkat ediyoruz. Sonuçta müzikal yorum tamamen performansçılara bırakılıyor.

Son dönemde Japon kültürünü konu alan popüler kültür ürünleri arasında, özellikle bir film ya da dizi olarak, batılı klişelerden uzak duran ve sizi etkileyen bir batı yapımı oldu mu?

Yui: Şu anda aklıma gelen yok. Popüler kültür doğası gereği Batı bakış açısının süzgecinden geçiyor. Ancak popüler kültürün dışına çıkarsak, elbette anmaya değer pek çok çalışma var.

TEENAGE KICKS: TSUBAME STUDIO ekibinin JAPONYA’dan erken dönem ilham kaynakları

Hibiki cevaplıyor:

Yönetmenler: Yasuzo Masumura, Kihachi Okamoto, Akio Jissoji
Oyuncular: Shintaro Katsu
Filmler: Fire Festival (1985, Yönetmen: Mitsuo Yamaguchi, Senarist: Kenji Nakagami), Odd Obsession (Kagi) (1959, Yönetmen: Kon Ichikawa), Village of Eight Gravestones (1977, Yönetmen: Yoshitaro Nomura)


TSUBAME STUDIO ekibinden TOKYO’da ziyaret edilecek müzik mekânı önerileri 

Yui cevaplıyor:

Tokyo’ya iki saat uzaklıkta olsa da Chiba’daki Super Deluxe adlı mekânı kesinlikle öneririm. Burası restore edilmiş geleneksel bir Japon evi ve avant-garde müzisyenler tarafından küratörlüğü yapılıyor.

TS’ye daha yakın bölgelerdeki bazı deneysel ve yenilikçi sahnelerse şunlar:
Shicho-shitsu – Jinbocho – dinleme odası
Nanahari – Hatchobori
Polaris – Kanda
Ftarri – hem plak dükkânı hem de performans alanı. 

Bu mekânlar, Shibuya ve Shimokitazawa’daki gençlik odaklı sahnelerden oldukça farklı.


TSUBAME STUDIO ekibine göre TOKYO’ya özgü bir koku

Yui cevaplıyor:

Toz hâline getirilmiş sansho biberi. Unagi (yılanbalığı) restoranlarında masaların üzerinde duran küçük, kabağa benzeyen ahşap kapların tıpasını çıkardığınızda gelen koku var ya… işte o. Neden mi? Çünkü Tokyo’nun yılanbalığı yemeklerini çok seviyorum!