Köklerin sesini yeniden duymak: YUJI MORIWAKI profile

Köklerin sesini yeniden duymak: YUJI MORIWAKI

Japonya’nın geleneksel halk müziği minyo, uzun süre “geçmişe ait” bir form olarak görülse de son yıllarda yeni bir kuşağın elinde yeniden şekilleniyor. Bring Minyo Back, bu dönüşümün tam ortasında duran Minyo Crusaders’ı takip ederek, müziğin sınırları nasıl aşabildiğini, yerel olanın nasıl küresel bir dile dönüşebildiğini ve köklerle kurulan ilişkinin nasıl yeniden tanımlandığını araştırıyor. Altı yıla yayılan bu belgesel, Tokyo’dan Gujo’nun ritüelistik danslarına, Bogotá’nın DIY sahnesine uzanan bir yolculukta, minyo’nun sadece bir müzik türü değil, yaşayan bir kültür olduğunu hatırlatıyor. Filmin yönetmeni Yuji Moriwaki ile bu yolculuğun çıkış noktasını, dönüm anlarını ve minyo’nun bugün ne ifade ettiğini konuştuk.

“Bu film insanların kendi köklerini ve geleneksel müziklerini düşünmesine vesile olursa çok mutlu olurum.”

Bring Minyo Back projesine nasıl başladın? Seni bu hikâyeye çeken neydi?

Genelde video prodüksiyonu alanında çalışıyorum ama uzun zamandır müzik merkezli, kişisel bir proje yapmak istiyordum. 2017’de, o dönem küçük bir müzik çevresinde dikkat çekmeye başlayan Minyo Crusaders’ın bir konserine gittim. Çok etkilendim ve konserden hemen sonra onlara çekim yapmak istediğimi söyledim. O noktada bunun bir filme dönüşüp dönüşmeyeceğini henüz bilmiyordum ama bu grubu takip etmenin beni ilginç bir yere götüreceğini hissetmiştim.

Beni asıl cezbeden, Japonya’nın geleneksel halk müziği minyo’yu güncel bir forma dönüştürme biçimleriydi. Japonya’da pek çok kişi gibi ben de daha çok Batı müziği dinleyerek büyüdüm ve minyo hakkında çok az şey biliyordum. Biraz “geçmişe ait” bir müzik gibi geliyordu. (Okinawa müziği bu konuda biraz farklıdır.) Oysa gerçekte minyo sahnesi giderek küçülmüş durumda ve bugün büyük ölçüde geleneği korumaya çalışan küçük bir müzisyen grubu tarafından ayakta tutuluyor.

Belgeselde grubun kayıt süreci, konserleri, Avrupa turnesi ve Güney Amerika yolculuğu var. Uzun bir yolculuk! Film ne kadar sürede tamamlandı? Senin için öne çıkan anlar neler oldu?

Filmin tamamlanması toplamda altı yıl sürdü. Grup tam ivme kazanıp uluslararası turnelere çıkmaya başlamışken pandemi patladı ve canlı performanslar ciddi anlamda kısıtlandı. O dönemde grup için online içerikler çekmeye ve minyo hakkında daha derin bir anlayış geliştirmek için uzmanlarla röportajlar yapmaya odaklandım.

Benim için iki büyük zirve ânı var. İlki, Gifu Prefecture’daki Gujo şehrinde düzenlenen geleneksel dans festivali Gujo Odori sahnesi. Bu festival, Japonya’da O-Bon döneminde (ağustos ortası) ataların ruhlarını anmak için yapılan Bon Odori geleneğinin bir parçası. Pandemi ertesinde dört yıl aradan sonra ilk kez düzenlenmişti.

Gujo Odori, insanların üç gün boyunca gece boyunca aralıksız dans ettiği, neredeyse ritüelistik bir festival. Yüksek bir platformdan (yagura) minyo söylenirken, insanlar etrafında daire hâlinde dans ediyor. Japonya’nın en önemli üç Bon dansından biri. O güzel kasabada, tahta takunyaların ritmi eşliğinde insanların kendinden geçerek dans ettiğini görmek beni çok etkiledi. Filmde de bahsi geçtiği için orada çekim yapmak hikâyeyi güçlendirdi.

İkinci önemli an ise Kolombiya yolculuğu. Bogotá’da iki hafta kaldık, konserler verdik ve kayıt yaptık. Grup üyelerinin tamamı için Güney Amerika’ya ilk seyahatti ve heyecan çok yüksekti. Özellikle çok saygı duyulan Frente Cumbiero ile yapılan kayıtlar.

Bogotá’daki müzisyenlerin DIY ruhu inanılmaz ilham vericiydi. Frente Cumbiero’nun cumbia’ya yaklaşımı, Minyo Crusaders’ın minyo’ya yaklaşımına çok benziyor. Bu kayıt sürecinde müziğin sınırları aşan gücünü yakalamak, filme hem genişlik hem de yoğunluk kattı. Bu bölüm olmasaydı filmi bir araya getirmek çok zor olurdu.

Bu belgeselin izleyiciye nasıl bir duygu bırakmasını istedin?

İnsanların filmden pozitif bir enerjiyle ayrılmasını umuyorum. 2000’lerden bu yana, küreselleşme çağında yerel kök müzikleri yeniden tanımlama yönünde bir hareket var. Güney Amerika’da cumbia, Tayland’da molam gibi. Türkiye’de de benzer şeyler vardır eminim. Bu film insanların kendi köklerini ve geleneksel müziklerini düşünmesine vesile olursa çok mutlu olurum.

Minyo’nun senin için kişisel anlamda ne ifade ettiğini biraz daha açabilir misin? Sence gerçekten geri mi dönüyor?

Eskiden bana pek “cool” gelmiyordu. Ama film için araştırma yaptıkça, kuşaktan kuşağa aktarılmasının getirdiği müzikal gücü fark ettim. Hâlâ içinde çözülmemiş, gizemli yanlar var. Ayrıca minyo’yu festival gibi canlı ortamlarda deneyimlemekle, kayıtlardan dinlemek arasında büyük fark olduğunu anladım.

Minyo Crusaders sayesinde pop müzik alanında görünürlük kazanması önemli bir adım ama Japonya’da hâlâ geniş kitlelerin düzenli dinlediği bir müzik değil. Bence gençler arasında hip-hop ile birleştirilmesi epey ilginç olabilir.

Şu anda başka hangi projeler üzerinde çalışıyorsun?

Şu sıralar Remon Nakanishi ve Suzumeno Tears grubunu çekiyorum. Onlar da minyo’yu farklı bir yaklaşımla güncelliyorlar. Ayrıca Minyo Crusaders’ın vokalisti Freddy’yi takip etmeye devam ediyorum ve onun grup dışındaki üretimlerine de odaklanmak istiyorum.

TEENAGE KICKS: YUJI MORIWAKI’nin JAPONYA’dan erken dönem ilham kaynakları

Sinema: Shuji Terayama, Juzo Itami, Tatsuya Mori, Makoto Sato
Sanat: Hiroshi Sugimoto, Kageo Miura (dedem)
Müzik: Boredoms, Fishmans, Cornelius, Denki Groove, Ryoji Ikeda
Yazarlar: Joichi Miyamoto, Hideyuki Takano, Kyohei Sakaguchi


YUJI MORIWAKI’ye göre TOKYO’ya dair hâlâ gizemini koruyan bir şey 

Tokyo’nun batısında yaşıyorum. Doğu tarafı, Shitamachi, daha eski gelenekleri ve festivalleri koruyor. Orada yaşayanların bildiği, daha gizli yerel festivalleri keşfetmek isterim.


YUJI MORIWAKI’ye göre TOKYO’yu ziyaret edenlerin genellikle ıskaladığı ama ıskalamaması gereken bazı mahalleler ve mekânlar 

Shimokitazawa’da yaşıyorum. Kültürel olarak çok zengin bir mahalle. Özellikle Minyo Crusaders’ın eski klavyecisi Moe’nin işlettiği Jazz Kissa Masako adlı kafeyi öneririm. Bir de ikinci şubesi var.