Ice Cream Punk: TsuShiMaMiRe
Japonya’nın renkli punk sahnesinin görmezden gelinemeyecek güçlü bir geleneği ve kültürü var. 1980’lerden günümüze kendini yenileyerek ulaşan bu estetik sadece ülke sınırları içerisinde kalmadı. Pek çok grup yurt dışında da hayran kitleleri oluşturdu, turnelere çıktı. Bu gruplar arasında öne çıkan, 1990’ların sonlarından günümüze üretimlerine ve performanslarına ara vermeksizin devam eden Mari, Yayoi ve Mizue’den oluşan TsuShiMaMiRe. Vokalist ve gitarist Mari sorularımızı cevaplıyor.
Ne dinlesek?
Şubat 2025’te yayımlanan 18 şarkılık LIVE IN TOKYO 2024 – MIZUMONO albümü, grubun 25. yıl turnesinin Japonya ayağındaki final konserinden seçilen performansları bir araya getiriyor. 6 Temmuz 2024’te Shibuya CLUB QUATTRO’da kaydedilen set, grubun uzun yıllara yayılan repertuvarını tek bir sahne akışı içinde buluşturuyor. “Speedy Wonder”, “YORI MODO SHICHUU”, “MATSURI” gibi parçaların yer aldığı kayıt, grubun art-punk ve alternatif rock titreşimlerini stüdyo versiyonlarından daha ham bir yoğunlukla duyuruyor.

“Doğrudan kalbimden çıkan kelimeleri şarkılara dönüştürmek istiyorum. Bu yüzden ana dilimizde, Japonca yazmayı çok önemsiyorum. Kelime oyunlarını çok severim. Nitekim şarkılarımızda da birden çok anlama gelen bolca ifade yer alıyor.”

Grubun hikâyesi nerede, nasıl başladı? Sizi bir araya getiren şey neydi?
Mari, Yayoi ve Mizue, 1999 yılında Chiba Üniversitesi’nin müzik kulübünde tanıştı ve grup böylece kuruldu. Kıvılcımı ateşleyen, Blankey Jet City gibi “cool” bir grubun müziğini üç kadınla birlikte yapmak istememdi. Konserlerini izleyip tarifsiz bir hayranlık ve heyecan duymuştum. Bunun üzerine ilk davulcumuz Mizue’ye ve Yayoi’ye bu teklifi götürdüm.
Blankey Jet City dağıldı ama hâlâ Japonya’da efsane bir üçlü olarak anılıyorlar.
Tarzınız çok üretken ve farklı müzik türlerini harmanlıyor. Yeni bir şarkıya başlarken genellikle nereden, nasıl başlıyorsunuz?
Yakın çevremizden, gündelik şeylerden ilham alıyoruz. Şarkı sözleri, günlük hayatın küçük ayrıntılarından, yemeklerden, aşktan, hayattan ilham alıyor… Doğrudan kalbimden çıkan kelimeleri şarkılara dönüştürmek istiyorum. Bu yüzden ana dilimizde, Japonca yazmayı çok önemsiyorum. Kelime oyunlarını çok severim. Nitekim şarkılarımızda da birden çok anlama gelen bolca ifade yer alıyor.
Müziğimiz bazen benim mırıldandığım bir melodiyle, bazen de bir bas ya da gitar riffiyle doğuyor. Aranjmanlarda rock, pop, hip hop, metal ya da başka global türlerden öğrendiklerimizi kendi üçlü düzenimize (vokal-gitar, bas, davul) uyguluyoruz. Tarzımızı çeşitlendiren bu.
Bunca yıldır sahneye bu denli yüksek enerjiyle çıkabilmenizin sırrı nedir?
Her şeyden önce müziğimizi daha fazla insana ulaştırma isteğimiz hiç bitmiyor. Hâlâ yeterli olmadığını düşünüyoruz. Sevdiğimiz, inandığımız müziği daha çok kişiye ulaştırmak enerjimizi diri tutuyor.
Ayrıca farklı türlerden beslendiğimiz için her yeni şarkı bize taze hissettiriyor. Daha yapacak çok şeyimiz olduğunu hissediyoruz.
1999’da kurulduğunuzda sizi etkileyen müzikler, gruplar nelerdi? Bugün dönüp baktığınızda hâlâ aynı şeylerden mi besleniyorsunuz, yoksa ilham kaynaklarınız değişti mi?
İlk soruda da söylediğim gibi Blankey Jet City’nin cover grubu olarak yola çıkmıştık. Onlar bugün Japonya’da efsane kabul edilen bir üçlü. Hâlâ da çok sevdiğim bir grup. Dağılmalarının ardından üyelerinin solo kariyerleri (Kenichi Asai, Tatsuya Nakamura, Toshiyuki Terui) de benim için ilham kaynağı oldu.
Zaman geçtikçe ilham kaynaklarımız değişti ve çeşitlendi. Ben The Velvet Underground, Television, Talking Heads, David Bowie, Pixies, Bob Dylan, Franz Ferdinand, The Shins gibi gruplardan ve sanatçılardan ilham aldım. Ayrıca Amerikalı country şarkıcısı Marty Robbins’i çok severim. Grup genelinde Rage Against the Machine ve Sparks da ortak beğenilerimiz arasında.
Vokal olarak da Japonya’dan Seiko Matsuda; Japonya dışından Kate Bush, Cyndi Lauper, Françoise Hardy gibi isimlerin şarkı söyleme tarzlarından etkilendim.


Japonya dışında ABD’de ve Avrupa’da konserler verdiniz. Turneler, yurtdışı konserleri sizin için nasıl geçiyor? Japon seyircisi ile Batılı seyirciyi nasıl kıyaslarsınız?
İlk yurt dışı konserimizi ABD’de vermiştik. O zamanlar Amerikalı dinleyicilerin hiç tanımadıkları bir grubu bile popülerliğine bakmaksızın, sadece müzik üzerinden coşkuyla desteklemelerine çok şaşırmıştık. Bu bize kariyerimizin başında büyük bir özgüven sağladı.
Sonraki 20 yıl boyunca dünyayı dolaşırken gördük ki aslında temelde fark yok. Japonya dâhil, dünyanın her yerinde insanlar iyi müziklerle coşabiliyor. Bizim sevdiğimiz müzikleri seven dinleyiciler dünyanın her yerinde var.
1990’lar Tokyo’sunu müzik ortamı üzerinden bugünün Tokyo’suyla karşılaştırdığınızda nasıl farklar dikkatinizi çekiyor?
1990’larda Tokyo’da değil, yakınındaki Chiba’da müzikle uğraşıyordum. O zamanlar akıllı telefon da dijital dağıtım da yoktu. İnsanlar yeni müzikleri CD dükkânlarında keşfeder; radyodan, dergilerden veya arkadaş çevresinden öğrenirdi.
Bugünse sınırsız bir müzik akışı platformlarla elimizin altında. İnternet ve sosyal medya sayesinde bilgiye ulaşmak çok kolay. Spotify gibi uygulamalar yeni müzikler öneriyor. Eski müziklere ulaşmak da kolaylaştı. Bu açıdan şahsen mutluyum çünkü bilmediğim müzikleri keşfetmek artık daha kolay.
Ama sadece CD veya plak dükkânında ya da bir konser mekânında sürpriz keşifler yapmanın heyecanı sanki çok daha büyüktü.
Okurlarımız için Tokyo’dan sevdiğiniz genç grupları önerebilir misiniz?
Şu anda özel olarak önerebileceğim kimse yok, üzgünüm!

TOKYO’da MARI’ye ilham veren bazı yerler ve mekânlar
Sangenjaya ve Shimokitazawa. Sangenjaya’da benim işlettiğim “Mariya” adında bir kıyafet ve aksesuar dükkânım var. Tsushimamire’nin CD ve plaklarını da burada satıyoruz. Oraya gelen insanlarla sohbet etmek, yeni işler üretmek benim için çok değerli. Resim yapmayı da seviyorum. Boş zamanlarımda dükkânda akrilik boyalarla resim ya da çizgi roman çiziyorum.
Ayrıca Sangenjaya ve Shimokitazawa’daki barlarda yeni müzikler öğreniyor, izakaya’larda arkadaşlarımdan hayat hikâyeleri veya gündelik sohbetler dinliyorum. Bana bunlar ilham veriyor.
MARI’nin turnedeyken TOKYO’ya dair en çok özlediği şeyler
Favori ramen dükkânlarımı!
En sevdiklerim:
Sangenjaya’daki Washo (和正)
Shimokitazawa’daki Ichiryu (一龍)