Zamanın kırıldığı hayalî bir yerde: KUUNATIC
Kuunatic’in kurguladığı ses dünyası, kıyamet sonrası bir kabile ayininin ortasında uyanmış gibi hissettirebilir. Japonya’nın geleneksel ezgilerini, Güneydoğu Asya perküsyonlarını ve progresif rock’ın kozmik ifadelerini tek potada eriten üçlü, kültürel belleği ve geleceği aynı anda çağırıyor. Grup üyeleriyle müziklerini şekillendiren unsurları ve hayal gücünün üretimlerindeki yerini konuştuk.

Ne dinlesek?
Kuunatic 2025’te tematik derinliğinin cazibesine karşı koymanın güç olduğu bir albümle daha çıkageldi. Geleneksel enstrümanlarla birlikte geniş bir sonik palete sahip Wheels of Ömon, grubun önceki albümlerinde de ziyaret ettiğimiz hayalî Kuurandia gezegenine misafir ediyor. Albüme ismini veren Ömon da bu gezegenin güneşi. Vakit ayırın, baştan sona tadına bakın.
Kuunatic’in psikedelik / avangart estetiği nasıl şekillendi? Parçalarınıza tematik derinlik katarken grup içinde paylaştığınız ortak değerler ve eğilimler neler oluyor?
Beste yapmaya ilk başladığımızda, hepimiz enstrümanlarımızda yeniydik ve müzik teorisini ya da geleneksel yapıları tamamen göz ardı etmiştik. Ancak paradoksal olarak ne yaratmak istediğimize dair çok net bir hayalimiz vardı. Bu dengesizlik de avangart tarzımızın doğmasına neden oldu.
Grup olarak doğa olayları, doğaüstü fenomenler, uzak gelecekler ve kadim geçmiş gibi gerçekliğin ötesindeki şeylere ortak bir hayranlık besliyoruz. Özellikle uzun turnelerde uzun süre birlikte vakit geçirmek zaman zaman anlaşmazlıklara yol açsa da temel düşünme pratikleri söz konusu olduğunda garip bir şekilde her zaman aynı fikirde oluyoruz.
Heyecanla beklenen ikinci albümünüz Wheels of Ömon ile 2025’te buluştuk. Bu albümün yaratım sürecinde sizin için ne gibi yenilikler vardı?
Wheels of Ömon albümünde daha fazla Japonya’ya özgü geleneksel akustik enstrüman kullandık ve vokallere, şarkı söylemeye daha fazla odaklandık. Anlık performans denemeleri yaparak kayıtlardaki anlık ve geçici güzellikleri yakalamaya çalıştık.
Tıpkı Gate of Klüna albümünde olduğu gibi her parçanın kendine ait bir hikâyesi var. Bu kez anlatıları müziğe dönüştürme konusunda daha büyük bir özen gösterdik ve bu sayede ortaya daha zengin bir ifade çıktı. Albümü dinlerken hikâyeleri okursanız, konseptimizi çok daha yakından anlayabilirsiniz. Bunu kesinlikle tavsiye ederiz! (Albümün plak ve CD versiyonlarında hikâyeleri içeren bir insert yer alıyor.)
“Kadim olanla moderni harmanlayarak; sadece Japonya’ya özgü gelenekleri değil, başka müzikal kültürleri ve fikirleri de iç içe geçirerek kendine özgü bir dünya yaratıyoruz. Bu dünya bizim hayalî kabilemizi temsil ediyor.”

Albümün temelleri İsviçre’deki PALP Festivali’ndeki rezidansınız sırasında atıldı ve kayıtlar Hollanda’da gerçekleşti. Evden uzakta olmak sizce bu çalışmayı nasıl etkiledi?
Aslında üçümüz de farklı ülkelerde yaşıyoruz. Bu yüzden tüm albümü uzaktan birlikte üretmek hiç kolay olmadı. 2023 sonu ile 2024 yazı arasında sayısız çevrimiçi toplantı yaptık, birbirimize kayıtlar gönderdik. Hiç biraraya gelmeden doğrudan stüdyoya girmenin çok riskli olacağını fark ettik. Neyse ki PALP Village’ın desteğiyle kayıt öncesinde stüdyoda beraber sekiz gün geçirme fırsatı bulduk. Uzun süredir ayrı ayrı hayal ettiğimiz müzikal fikirleri gerçek sesler eşliğinde paylaşabilmek bizim için çok dokunaklıydı.
Evlerimizden uzakta olmadıkça bir araya gelme şansımız nadiren oluyor. Belki de müziğimizin hayali bir diyarda geçmesi ardındaki motivasyonlardan biri de budur.
Japon geleneksel enstrümanları Kuunatic’in ses dünyasında önemli bir rol oynuyor. Örneğin, Wheels of Ömon albümü shō (bambu üflemeli enstrüman) ile açılıyor ve kapanıyor. Geçmişin seslerine sizi çeken şey nedir?
Japon geleneksel enstrümanlarını kullanmak, müzikal atmosferimize folklorik ve ritüelistik bir hava katıyor. Bu da şarkıları daha mistik kılıyor.
Kadim olanla moderni harmanlayarak; sadece Japonya’ya özgü gelenekleri değil, başka müzikal kültürleri ve fikirleri de iç içe geçirerek kendine özgü bir dünya yaratıyoruz. Bu dünya bizim hayalî kabilemizi temsil ediyor.

Hayal gücü, Kuunatic’in yaratıcı sürecinde belirleyici bir unsur. Gelenekler, fantastik bir dünya ve mistik anlatılar oluşturma yetinizi ne kadar etkiliyor? Sizi özellikle çok etkilemiş filmler veya kitaplar var mı?
Japonya’da büyürken sürekli olarak mitlerde, görünmeyeni onurlandıran geleneksel ritüellerde ya da manga, anime ve video oyunları gibi çağdaş popüler kültürde yer alan fantastik dünyalarla çevriliydik.
Uzun süre kapalı sınırlarıyla var olmuş bir ada ülkesi olan Japonya’da bilinmeyeni hayal etme ve sınırlı bilgiyi özgün biçimlerde yorumlama kültürü epey gelişkin. Bu düşünme biçimi sanatçı olarak yaptıklarımızla doğrudan bağlantılı.
İşte tek tek, bazı ilham kaynaklarımız:
Yuko: Kojiki (Records of Ancient Matters), Whether the One Really Universe, The Night Life of Trees.
Fumie: Aaron Guzikowski’nin bilim kurgu dizisi Raised by Wolves’un bu albümün yaratım sürecinde büyük etkisi oldu.
Shoko: Akira Kurosawa’nın Dreams filmi.

KUUNATIC’e göre TOKYO’ya dair gizemini koruyan bir şey
Bu kadar çok çelişkinin bir arada var olabilmesi ve örtüşebilmesine rağmen şehrin bir şekilde işleyişini sürdürebilmesi.
KUUNATIC’e göre TOKYO’da genellikle ziyaret edilmeyen ama edilmesi gereken mekânlar
Yuko: Ochiai Soup ve Forest Limit gibi küçük canlı müzik mekânları.
Fumie: Fukagawa Fudōson Tapınağı’nda yapılan goma-taki (ateş ritüeli).
Shoko: Kamata’daki Kuroyu onsen, Tamagawa İstasyonu’nda indikten sonra Tamagawa Nehri boyunca yürüyüş, Tamagawa Sengen Tapınağı’ndan gün doğumu ya da batımını izlemek. Bu mekânlar; doğa, şehir yaşamı ve bambaşka bir boyut arasındaki geçişken sınırları deneyimlemeye imkân sağlıyor.
KUUNATIC’e göre TOKYO’ya özgü bir koku
Temiz bir sabahın kokusu. Ya da daha doğrusu, kokunun eksikliği. Belirgin bir koku olmasa da Tokyo’nun hareketliliğini ve sükûnetini aynı anda yansıtan bir ferahlık ve netlik hissi taşıyor.
