SUGAI KEN doğrudan yaşanan deneyime öncelik veriyor  profile

SUGAI KEN doğrudan yaşanan deneyime öncelik veriyor 

SUGAI KEN’in müziği, kelimelerle anlatılamayan bir Japonya hayalinin izlerini taşıyor. Coğrafi ses manzaralarını, alan kayıtlarını ve buluntu sesleri katman katman işleyerek kendi iç devinimiyle ilerleyen besteler yapan müzisyen, 2010’daki ToKiShiNe albümünden bu yana, her yeni yayınıyla sesin sınırlarını esnetmeye devam ediyor. 


Ne dinlesek? 

Bir zamanlar Japonya’nın modernliğe dönüşüm sürecinde Hollandalı mühendislik akılları tarafından yeniden şekillendirilen Tone Nehri ve sakinleri, 2020 tarihli Tone River albümünün hem arka planı hem esas kahramanı. 322 kilometre boyunca uzanan nehrin üç farklı noktasını ziyaret eden Sugai Ken’in binaural ve sualtı mikrofonlarıyla yaptığı kayıtlar, hem işitsel bir hatıra defteri hem de soyut bir meditasyon deneyimi yaşatıyor. 


Japonya’nın yeraltı müzik sahnesinde üreten bir sanatçı olarak, dünyayı gezerken bu sahneyi nasıl gözlemliyorsun? Ayrıca, yenilikçi ve cesur eserlerin ortaya çıkması için hangi koşulların gerekli olduğunu düşünüyorsun?

Sanatçı olarak üretimlerime 2000’lerin ortasında başladım. Kendi adıma şüphe götürmez şekilde bir yeraltı sanatçısıyım ama Japonya’nın yeraltı sahnesine önemli ölçüde katkıda bulunduğumu pek hissetmiyorum. 

2010 öncesi Japonya’nın yeraltı müzik sahnesi son derece çeşitli, deneysel ve canlıydı; Asya’yı temsil ediyordu. Bu ortam, sanatımın şekillendiği yıllarda beni derinden etkiledi. Ancak Japonya’nın ekonomik gerilemesi ve nüfusun yaşlanması gibi faktörler nedeniyle durum değişti. Şimdi bölgede öncülüğü başka Asya ülkelerindeki sahneler üstleniyor gibi hissediyorum. 

Bu tamamen kişisel görüşüm (sahneye yönelik bir eleştiri değil) ama yenilikçi ve cesur çalışmalar üretmek için “sahneye” aşırı dâhil olmamak gerektiğine inanıyorum. Fazla bağlılık, yaratıcılığa potansiyel engel oluşturabilecek katı düşünce yapısına yol açabilir. 

Dinleyicilerin tamamen karanlık içinde odaklanabildiği, atmosferik ve ince işlenmiş bir ses tasarımı sunuyorsun. Canlı performans kurulumunda ilk olarak neyi düşünüyorsun? “Sugai Ken deneyimi” için hangi unsurlar olmazsa olmaz?

Sahneyi kurarken ilk düşündüğüm şey, o mekân ve konuma özgü ne yapabileceğim. Bilgisayar tabanlı bir düzende performans sergilediğim için çalgıcılar kadar doğaçlama yapamıyorum. Ama her performansı izleyiciler için benzersiz hissettirecek unsurları mutlaka ekliyorum. 

Ayrıca performanslarımda ayrıntıları önceden belli etmemeye özen gösteriyorum. “Önceden bilgi edinilmiş” içerikten ziyade “anlık deneyim”e öncelik veriyorum, böylece izleyici tam olarak ne bekleyeceğini asla bilemiyor. 

İnternetin bir dezavantajı da “aşırı paylaşım”. Günümüzde insanlar arama motorlarına fazlasıyla güveniyor. Benim performanslarım buna karşı bir direnç; izleyicilere ânın içindeki deneyimin değerini hatırlatma girişimi. 


“Benim için en büyük mutluluk, toplumsal değerler ya da dış yargılara kapılmadan bir fenomen olarak sesin tadını çıkarabilmek.”


Bir ses tasarımcısı olarak, günlük hayatta sesi algılama ve yorumlama biçimlerin herhangi bir kişiden farklı olabilir. Sesleri bağlamından koparıp yeniden düzenlemek seni nasıl etkiliyor?

Ses algımın diğerlerinden farklı olduğundan emin değilim ama günlük yaşamda sesleri dikkatlice dinlemeyi alışkanlık hâline getirdim. Bu yeteneğimi geçen yıl Kyushu Üniversitesi’nin Özel Akustik Tesisi’nde (Special Acoustics Facility) düzenlediğim deneysel bir kamusal sergide kullandım. 

Ayrıca Japonya’nın efsanevi ses efektleri mühendisi Ichiro Minawa da “günlük ses gözleminin” önemini kitaplarında vurguluyor. Sanatsal yaklaşımımın kişisel duyarlılığımı ve yaşam deneyimlerimi mükemmel bir daire gibi zenginleştirdiğini hissediyorum. (Yan not olarak, hayatımda karşılaştığım en çarpıcı sanat eseri, Sesshū Tōyō’nun Enso’su, basit ama derin bir mürekkep dairesi.) 

Benim için en büyük mutluluk, toplumsal değerler ya da dış yargılara kapılmadan bir fenomen olarak sesin tadını çıkarabilmek. 

Birkaç solo albümün ardından son yıllarda daha çok iş birlikleri ve remikslere odaklanıyorsun. Yakın gelecek için planların neler? Özellikle heyecanlı olduğun projeler var mı?

Şimdilik çok fazla detay veremem ama neredeyse on yılı aşkın süredir geliştirdiğim bir temayı temel alan bir proje üzerinde çalışıyorum. Japon kültürüne derinden bağlı ama ne halk müziği ne de festivallerle ilgili. “Cool Japan” anlatısının bir parçası da değil; geisha, samuray veya wabi-sabi değil (Bu arada kanji ile yazılışı 侘び寂び son derece önemli!). Tek söyleyebileceğim, bu takımadada yaşayan tüm Japonların kaçamayacağı bir tema üzerine kurgulanan bir proje olduğu. 

SUGAI KEN’den TOKYO ve JAPONYA’yı keşif rotası önerileri 

Kişisel deneyimlerime göre Japonya muhtemelen dünyanın en zengin mutfak kültürüne sahip ülkesi. Hatta market yiyecekleri ve fast food bile incelikli tat ve dokularla özenle hazırlanıyor. Bu yüzden Japonya’nın yöresel lezzetlerini keşfetmeye yönelik bir yolculuk bence çok çekici olur. Mutfak kültürünün derinliğini yakından deneyimlemek için harika bir fırsat sunar. Bazı diğer önerilerim: Yakushima Adası, Onnami Tiyatrosu (Tokiwa, Niigata’da Geisha Performansı), Doğal Mayalı Miso, Kanaguya (Tarihi Bir Ryokan), Sumiyaki Lokantası Sawayaka (Ünlü Hamburg Steak), Kyushu Üniversitesi Akustik Tesisi, Aburi Mochi Ichiwa (Kyoto), Record Kombini (Plak Dükkânı), Soi48 (Müzik Kolektifi), Los Apson? (Plak Dükkânı), Taya Mağaraları, Uji Koen (Japon Çay Dükkânı). 


SUGAI KEN’e göre TOKYO’ya dair gizemini koruyan bir şey 

(Sadece Tokyo’ya özgü bir şey değil değil) Hükûmetin tarihî ve büyüleyici sokakları düşüncesizce dönüştürmekte, yok etmekte, yerine ruhsuz ticari binalar, lüks ve sığ projeler dikmekte neden bu kadar istekli olduğuna anlam veremiyorum. Bir yere gittiğimizde yapay turistik tuzaklardan ziyade bir yerin derin tarihine, sıcaklığına ve yerel karakterine çekilmez miyiz? 


SUGAI KEN’in Tokyo’daki favori gece yemeği mekânları 

Gençliğimde sıkça Ranputei adlı bir et bowl zincir lokantasına giderdim ve genellikle büyük sığır eti kaseli seti sipariş ederdim. Aklıma gelen diğer yerler: Matsuya, Fuji Soba ve Saizeriya. Bunlar favorilerimden geç saatte açık olan tek seçeneklerdi.  

Aklıma şimdi gelen bir diğer öneri: Forestlimit. Heyecan verici müzik etkinliklerinin yapıldığı bir mekân. Ayrıca Gekikai Cola’yı da tavsiye ederim. Japonya’ya seyahat edecek olursanız, yerleşik yerel dükkânları, mütevazı marketleri ve sıradan izakayaları planınıza mutlaka dâhil edin derim. Japonya’nın gerçek gündelik yaşamını bu mekânlarda deneyimleyebilirsiniz. 


TEENAGE KICKS: SUGAI KEN’in JAPONYA’dan erken dönem ilham kaynakları 

Hepsini sıralamak imkânsız ama ilk aklıma gelenler şöyle: 
Musō Soseki (Zen Ustası) 
Ikkyū Sōjun (Zen Rahip & Şair) 
Yanagi Sōetsu (Mingei Hareketi’nin Kurucusu) 
Baisaō (18. Yüzyıl Çay Ustası) 
Sesshū Tōyō (Ressam & Kaligraf) 
Kusunoki Suzunari (Şair) 
Iinuma Kazuo (Fotoğrafçı) 
Ryōtarō Shiba (Romancı) 
Hayao Miyazaki (Sinemacı & Animatör) 
Masahiko Matsuoka (Editör & Filozof) 
Hiroyuki Sanada (Oyuncu)