Amerikan canavarları ve rock’n’roll: NAOYA KAWAKAMI
Naoya Kawakami’nin görsel dünyası, 70’lerde Los Angeles çevresinde ortaya çıkan lowbrow estetiğinin çizgi roman, canavar ikonografisi, B-filmi ruhu ve rock’n’roll taşkınlığıyla kurduğu akrabalığı güncel bir enerjiyle yeniden dolaşıma sokuyor. Tekinsiz ama oyuncu; karanlıkla mizahı, kitsch’le el işçiliğini aynı yüzeyde buluşturan bir alan yaratıyor. Resimleri ve baskıları, Tokyo’nun gündelik kaosunu, tuhaf olana duyulan sevgiyi ve el yapımı imgenin hâlâ ne kadar canlı olabileceğini hatırlatan bir ifade biçimi gibi duruyor. Kawakami aynı zamanda Bobby’s Bar adlı grubun gitaristi.
“Japonya’da en grotesk ya da mizahi şeyler bile çoğu zaman ince bir zarafet taşır. Sanırım bu dengenin benim çizimlerimde ve tasarımlarımda etkisi büyük.”



Çalışma alanınız nasıl? Masanızda veya yaratıcı ortamınızda mutlaka bulunması gereken şeyler neler?
Çalışma alanım biraz dağınık, ama rahat bir dağınıklık. Fırçalar, mürekkep ve kağıtlar her yerde dağınık bir şekilde durur. Ayrıca mutlaka arka planda müzik çalmalı. Müzik olmadan gerçekten akışa giremiyorum.
Yaratıcı bir ruh hâline girmenize yardımcı olan ritüelleriniz veya alışkanlıklarınız var mı?
Genellikle müzik dinleyerek başlıyorum. Bazen aynı parçayı tekrar tekrar dinleyerek kendimi belirli bir ruh hâline kilitliyorum. Ayrıca eski dergilere, broşürlere ya da oyuncak kataloglarına göz atmayı seviyorum. Bunlar bana neden yaratmaya başladığımı hatırlatıyor.
Çalışmalarınız posterlerden albüm kapaklarına, tişörtlere kadar pek çok alana yayılıyor. Şu sıralar denemek veya keşfetmek istediğiniz yeni formatlar var mı?
Son zamanlarda daha üç boyutlu işlere yönelmek ilgimi çekiyor, küçük objeler veya heykeller gibi. Ayrıca çizimlerimin havasının nasıl değiştiğini görmek için farklı kumaş ve malzemeler üzerine baskı yapmayı deniyorum.




Çocukluğunuzda hayal gücünüzü derinden etkileyen Batılı TV programları, filmler veya müzikler hangileriydi?
Eski canavar filmleri, vintage çizgi filmler ve Amerikan rock’n’roll’u kesinlikle üzerimde büyük bir etki bıraktı. Özellikle hafif ürkütücü ya da absürt havası olan yapımlar zihnimde yer etti.
Bu erken kültürel deneyimler, Japon kültürel değerleriyle nasıl etkileşime girerek vizyonunuzu şekillendirdi?
Batı’nın “özgürlüğü ve garipliği” ile Japonların duyarlılığı ve detaylara gösterdiği özenin birleşiminin vizyonumu şekillendirdiğini düşünüyorum. Japonya’da en grotesk ya da mizahi şeyler bile çoğu zaman ince bir zarafet taşır. Sanırım bu dengenin benim çizimlerimde ve tasarımlarımda etkisi büyük.
Stüdyonuzda bu aralar en çok hangi albümler dönüyor?
Son zamanlarda tekrar garage punk’a döndüm, çalışırken enerjimi keskin tutuyor. En son aldığım plak LA LOM’a aitti.

TEENAGE KICKS: NAOYA KAWAKAMI’nin JAPONYA’dan erken dönem ilham kaynakları
Yeraltı manga sanatçılarından, Showa dönemi illüstratörlerinden ve Japonya’daki garage/punk sahnesinin müzisyenlerinden etkilendim. Onların asi ruhu ve yaratıcılığı, ana akımın dışında olmanın gayet doğal olduğunu bana öğretti.
NAOYA KAWAKAMI’ye göre TOKYO’ya dair hâlâ gizemini koruyan bir şey
Yıllardır burada yaşamama rağmen Tokyo’nun hâlâ keşfedilmemiş katmanları var; garip barlar, eski plakçılar, dar sokaklara gizlenmiş gizemli binalar… Ne kadar keşfedersem edeyim, beni şaşırtacak yeni bir şey her zaman çıkıyor.
NAOYA KAWAKAMI’den TOKYO’da ziyaret edilmesi gereken sanat mekânı önerileri
Tokyo’da birden ortaya çıkıp sonra kaybolan pek çok pop-up etkinlik ve yeraltı galerisi var. Bu öngörülemezlik bence eğlencenin bir parçası. Ayrıca sanatçılarla doğrudan tanışabileceğiniz küçük bağımsız galerileri ve zine fuarlarını da öneririm; orada ham enerjiyi gerçekten hissedebilirsiniz.