City Pop’un hülyalı büyüsü ve arkasındaki efsane: HIROSHI NAGAI
Hiroshi Nagai ismini duymadıysanız bile işlerine muhtemelen aşinasınızdır. Bir albüm kapağında, bir tişört ya da hoodie’nin üstünde ya da rastgele bir sosyal medya postunda önünüze düşmüş, hayal gücünüzün ücra köşelerini siz farkına bile varmadan harekete geçirmiş, hafızanıza sessizce damga vurmuştur. Gün batımı, uzun ve yalnız bir palmiye, eski bir Amerikan arabası, ıssız bir motel, kompozisyona tadını veren neon renkler. Adını koymakta güçlük çekeceğinizi paralel bir rüya sekansıdır belki de Nagai’nin yarattığı şey. Bugün bakınca dijital işler olduğu zannedilebilse de el emeği, göz nuru yağlı boya tablolar aslında gördüklerimiz.
Hiroshi Nagai kendine tamamen benzersiz, özgün ve yanaşılamaz bir tarz yaratmayı başarmış, sanat tarihindeki o nadir isimlerden biri. 1947 doğumlu sanatçı, adından ilk olarak 80’lerde yaptığı albüm kapaklarıyla söz ettirdi. Eiichi Otaki’nin A Long Vacation albümü için yaptığı kapak sadece kendi kariyerinin değil, sonradan City Pop olarak adlandıralacak akımın da tanımlayıcı elementlerinden biri hâline geldi. Bugün digger’lar ve müzik avcıları tarafından tekrar popülerleşen City Pop gibi, Hiroshi’nin tarzı da taptaze. Plak şirketi Light In The Attic’in 2019’da yayınladığı City Pop toplaması Pacific Breeze’in kapağını da yine Hiroshi’nin bir eserinin süslüyor olması tesadüf değil.
“Başlarda müzisyenler için ben çizimler yapıyordum. Ama artık insanlar benim çizdiklerim arasından müzikleri için seçim yapıyor. Yani müzisyenler çizimlerimden ilham alıyor. Anlayacağınız işler tersine döndü.”



İşleriniz her zaman taze ve çağdaş, hatta bunca yıl sonra bile dünyanın her yerinde tanınıyor. Kendinizi zamansız ve eskimeyen bir sanatçı olarak görüyor musunuz?
Yıllardır aynı tarzda çizdiğim için belki zamanın ötesinde olduğu söylenebilir ama aslında ben hep aynı şeyi yapıyorum.
Bize albüm kapağı çizmeye başladığınızdaki motivasyonunuzdan bahseder misiniz?
Bir plak koleksiyoncusu olduğum için her zaman ilk ilham kaynağın albümün kendisi oldu ve o albüm için bir kapak yaratmakla ilgilendim.
Ne sıklıkta DJ’lik yapıyorsunuz? Ne tarz müzikler çalıyorsunuz?
Artık yaşlandım fakat eskiden haftada iki veya üç kez diğer koleksiyoncu arkadaşlarımla beraber çalıyordum. Daha ziyade 1960’ların, 1970’lerin soul ve R&B müziklerini çalıyordum.
Başka sanatçıların çizdiği albüm kapaklarından favorileriniz var mı?
Başkalarının işleriyle pek ilgilenmiyorum. Başlarda müzisyenler için ben çizim yapıyordum. Ama artık müzisyenler benim çizimlerimin arasından müzikleri için seçim yapıyor. Yani çizimlerimden ilham alıyorlar. Anlayacağınız işler tersine döndü.




Yaratıcı iş birlikleri yaşadığınız bir dönüm noktası olan 70’lerdeki meşhur ABD seyahatinizden biraz bahsetmek ister misiniz? Sizi “bu tarz şeyler üretmek istiyorum”a yönlendiren duyguyu tarif edebilir misiniz?
İlham aldığım ilk şey San Francisco Havalimanı ve otoparklarıydı. Otoparklardaki Amerikan tasarımı arabalar nedense beni çok etkilemişti. Ayrıca batı kıyısındaki motellerden ve Los Angeles’ın palmiye ağaçlarından da çokça ilham aldım. Bu geziden bir yıl sonra Guam’a gittiğimde oradaki palmiye ağaçlarından da çok etkilendim. İşlerimde hep bu imgeleri görebilirsiniz.
İşlerinizde çok fazla Amerikan arabası görüyoruz. Arabalara özel bir ilginiz var mı? Bir arabanız var mı?
Aslında birçok Porsche’m var. Ancak 60’ların Amerikan arabalarını çizmeyi çok seviyorum.
ABD’ye hâlâ ara sıra seyahat ediyor musunuz?
2000’lerden önce sıklıkla gidiyordum ama artık gitmiyorum. Bir arkadaşımın Mahata Records adlı bir plak şirketi var. ABD’den plak getirmeme o yardımcı oluyordu.
“Genelde genç müzisyenlerle çalışmayı seviyorum. Benim üretimimin albümün başarısına ve satışına katkı sağlamasını umuyorum.”



Nasıl bir çalışma ortamınız var? Resim yaparken müzik dinlemeyi sever misiniz?
Aslında çizim yaparken müzik dinlemeyi sevmem. Ancak yaratım sürecindeyken Arktik resimli kitapları incelemeyi severim. Bu kitaplarda çizimlerim için ipuçları yakalayabiliyor, bu ipuçlarını zihnimde kolajlar hâline getirip tuvale aktarabiliyorum.
Bildiğiniz gibi, City Pop janrı son yıllarda yeniden popüler oldu, elbette sizin albüm kapaklarınızın da sayesinde. Siz bu müziği seviyor musunuz?
Dürüst olmam gerekirse, bir janr olarak City Pop ile çok ilgili değilim. Korean City Pop ile daha çok haşır neşirim aslında. Bronze ile bir iş birliğimiz olmuştu.
Çok sayıda albüm kapağı işi alıyor musunuz? Süreç nasıl ilerliyor?
Öncelikle müzisyenin üretimlerini dinleyip tarzının kendi stilime uygun olup olmadığına bakıyorum. Ücret meselesi önceliğim değil. Genelde genç müzisyenlerle çalışmayı seviyorum. Benim üretimimin albümün başarısına ve satışına katkı sağlamasını umuyorum.
Ne sıklıkla yeni üretimler yapıyorsunuz? Her gün çalışıyor musunuz? Yoksa o kadar sık değil mi?
Geçmişte, yani 70’lerde ve 80’lerde her gün bir resim yapıyordum. Ancak artık yaşlandım ve gözlerim de pek iyi görmüyor. Bu nedenle bir işi tamamlamam iki ila üç hafta kadar sürüyor. Her gün değil ancak birkaç gün çalışıyorum. Birkaç saat bir işin üzerinde, birkaç saat bir diğeri üzerinde olacak şekilde eş zamanlı çalışıyorum. Şu anda ağırlıklı olarak yıl boyunca üç kez düzenlenen lokal sergiler için çalışıyorum. Bunun haricinde pek iş almıyorum.