Çözülmeyen gizemin peşinde: JUNJI ITO profile

Çözülmeyen gizemin peşinde: JUNJI ITO

Junji Ito’nun çizgisel dünyası, Japonya’nın küçük kasaba atmosferlerinden kozmik ölçekte bir huzursuzluk hissi çıkarabilmesiyle tanınıyor. 1980’lerin sonunda Tomie ile başlayan kariyeri, kısa sürede grotesk dönüşümler, takıntılı tekrarlar ve açıklanamayan fenomenler etrafında şekillenen kendine özgü bir korku diline dönüştü. Sinematik uyarlamalardan moda koleksiyonlarına kadar farklı alanlara yayılan bu görsel evren, korkunun bir atmosfer üretme biçimi olduğunu hatırlatıyor. Junji Ito’nun anlatıları, çözülmeyen gizemin hâlâ çağdaş korkunun en güçlü araçlarından biri olduğunu göstermeyi sürdürüyor. 

Junji Ito, Kayıp Kıta’nın konuğu olarak 16-20 Mayıs’ta bir dizi hayran buluşması, söyleşi ve özel etkinliklerle İstanbul, İzmir ve Ankara’da olacak.


“Eğer her şey mantıklı biçimde açıklansaydı, hikâyeler aynı derece büyüleyici olmazdı bence.”

İşlerinizdeki korku unsuru, çoğu zaman ani şoklardan ziyade yavaş ve geri döndürülemez biçimde ilerleyen süreçlerden doğuyor. Sizi bu yaklaşıma çeken şey nedir?

Aynı şey korku filmleri için de geçerli. Ben kişisel olarak ani şoklarla yaratılan korkudan ziyade yavaş yavaş içeri sızan korkuyu tercih ediyorum. Bu yüzden manga çizerken de böyle bir etki yaratmayı hedefliyorum.

Hikâyelerinizde çoğu zaman geleneksel anlamda bir “çözülme” ya da “son” yok. Korku anlatısında “son” sizin için ne ifade ediyor?

Korku mangalarım çoğunlukla doğaüstü olaylarla ilgili. Doğaüstünün cazibesinin, gizemlerinin tam olarak çözülememesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Bu yüzden pek çok hikâyem her şeyi açıklığa kavuşturmadan, gizemi koruyarak sona eriyor. Eğer her şey mantıklı biçimde açıklansaydı, hikâyeler aynı derece büyüleyici olmazdı bence. Bu anlamda korku, dedektif türündeki gizem anlatılarından farklıdır.

Tekrarlar, anlatımınızda önemli bir rol oynuyor. Görseller, motifler hatta kimi zaman hikâyenin gelişimi bile tekrar ediyor. Tekrarları korkuyu yoğunlaştırmanın bir yolu olarak mı görüyorsunuz?

Korku mangası çizerken tekrar kullanımını bilinçli bir yöntem olarak ele almıyorum. Mesela komedide tekrarın çoğu zaman gülme etkisi yarattığı bilinir. Korku ile komedinin benzerlikler taşıdığı da sıkça söylenir. Bu nedenle tekrarlar bazen korkuyu da güçlendirebilir.

Kendi üretim sürecinizde tekrarın rolü nedir? Çalışma pratiklerinizde rutin ile düzensizlik arasında nasıl bir denge var?

Her yeni işimde yeni unsurlar keşfetmeye çalışıyorum ama kişisel hayatım büyük ölçüde rutinlere dayanıyor. Bu nedenle üretim sürecim de genellikle bir rutinin içinde ilerliyor. Aynı zamanda gündelik hayatın içine sızan küçük değişimlere dikkat ederim ve yeni fikirleri çoğu zaman buradan elde ederim. Günlük hayat genellikle istikrarlı ve sıradan olduğu için, onun içindeki küçük düzensizlikler ilham bulmayı kolaylaştırıyor.

Sayfa kurgunuz son derece titiz ve okurun sayfa içinde dolaşıyormuş hissi yaşamasını sağlıyor. Okurun bakışı sayfa üzerinde ilerlerken bu hareketi nasıl tasarlıyorsunuz? Onu yönlendirmeyi, şaşırtmayı ya da ona karşı direnç oluşturmayı nasıl planlıyorsunuz?

Bir sayfadaki panelleri yerleştirirken okurun bakışını yönlendirmeye çok dikkat ederim. Panellerin boyutu, şekli ve yerleşimi karakterlerin hareketini ve zamanın akışını ifade etmek için kullanılır. Bir sayfa çizerken etkisinin doğru olup olmadığını anlamak için panelleri gözlerimle defalarca takip ederim. Çocukluğumdan beri mangaya aşina olduğum için okuru hikâyenin içine çekecek panel düzenini kurma becerisinin sezgisel olarak geliştiğini düşünüyorum. Bununla birlikte çıkış yaptığım dönemde birlikte çalıştığım editörden panel boyutlarını çeşitlendirmenin (karşıtlık ve ritim yaratmanın) okurun ilgisini canlı tutmak açısından önemli olduğunu öğrendim.

Mangalarınız farklı mecralara uyarlandı. Bir iş sayfadan çıktığında sizce nasıl değişiyor?

Görsel uyarlamalarda yönetmenin bakış açısı ve niyeti de eklenir, dolayısıyla eser doğal olarak değişir. Animasyonda yönetmenin ve seslendirme sanatçılarının bireyselliği eserin parçası hâline gelir. Canlı çekim uyarlamalarda ise yönetmen ve oyuncuların yorumuna ses tasarımı, ışık kullanımı ve çekime özgü teknik sınırlamalar gibi unsurlar da eklenir. Sonuçta her versiyon kendi özgün karakterini kazanır. Ben bu değişimleri kişisel olarak keyifle izliyorum. Ürünler ve farklı iş birliklerinde de çeşitli şirket ve sanatçılarla çalışmak, yarattığım karakterlerin yeni yönlerini ortaya çıkarabiliyor. Bu da benim için oldukça heyecan verici.

Pek çok genç çizer ve anlatıcı sizi örnek alıyor. Türkiye ziyaretiniz sırasında vereceğiniz tavsiyeler için şimdiden sabırsızlanan büyük bir kalabalık var. Gençken duyduğunuz; sanat algınızı genişleten ya da yaklaşımınızı değiştiren söz ya da deneyimler olmuş muydu? 

Japon yazar Yasutaka Tsutsui’nin yenilikçi fikirlerle dolu bilim kurgu romanları sayesinde cesur ve alışılmadık fikirlerin ne kadar büyüleyici olabileceğini fark ettim. Daha sonra Amerikalı yazar H. P. Lovecraft’ın tuhaf kurgu eserleri korkunun ne olabileceğine dair düşünce alanımı genişletti. O zamana kadar evrenin kendisinin bile korkunun konusu olabileceğini hiç düşünmemiştim.

JUNJI ITO’ya göre TOKYO’ya dair hâlâ gizemini koruyan bir şey

Şu anda Kanto bölgesinde yaşıyorum ama Tokyo’da değil; Chiba eyaletindeyim. Bu yüzden şehri çok da iyi bildiğimi söyleyemem. Ancak Tokyo’yu düşündüğümde, şehrin devasa demiryolu ağları ve kanalizasyon sistemleri gibi yeraltındaki dünyası bana oldukça gizemli geliyor.


JUNJI ITO’ya göre TOKYO’ya özgü bir koku

Belki sadece Tokyo’ya özgü değildir ama şehirde yüksek binaların arasındaki dar arka sokaklarda bazen hissedilen kanalizasyon benzeri koku benim için Tokyo’yu temsil ediyor. Kırsalda yaşadığım dönemde yayınevlerini ziyaret etmek için Tokyo’ya geldiğimde bu koku bende güçlü bir izlenim bırakmıştı.


JUNJI ITO’ya göre TOKYO ruhunu çok iyi yansıtan bir yazar 

Muhtemelen Edogawa Ranpo. Taishō ve erken Shōwa dönemlerinde Tokyo’da geçen polisiye romanları gizem ve büyüleyicilikle doludur. Modern Tokyo’yu değil; geçmişteki bir Tokyo’yu anlatsalar da benim için Tokyo imgesini en güçlü biçimde çağrıştıran yazar odur.

Fotoğraflar © Tetsuya Higashikawa/Asahi Shimbun Publications Inc.
Otoportre ve çizimler © JI Inc./Asahi Shimbun Publications Inc.