Yeraltı kültürlerini buluşturan partileriyle: AG profile

Yeraltı kültürlerini buluşturan partileriyle: AG

Tokyo’da çeşitli mekânlarda düzenlediği CRAZY BANANA ve Eeeek!? adlı partileriyle de tanınan DJ AG, şehrin yeraltı kulüp yaşantısının en aktif figürlerinden biri. Setlerinde dünyanın dört bir yanından merak uyandıran kayıtlarla da tansiyonu çok yükseltmeden kana karışan leftfield bas prodüksiyonlarıyla da karşılaşabilirsiniz.


“Bugün asıl mesele, farklı sahnelerden insanları bir araya getirerek tek bir parti yaratırken bu farklılıkları ne kadar kavrayabildiğimiz.”


DJ’liğe ve DJ kültürüne ilk nasıl ilgi duymaya başladın? Müzik hayatında ne zamandan beri önemli bir yer tutuyor?

Çocukken televizyondan anime jeneriklerini kasetlere kaydedip tekrar tekrar dinlerdim. Ortaokul yıllarında indie rock’la tanıştım ama kendimi otaku olarak gördüğüm için daha çok anime ve oyun müziklerini dinlemeyi tercih ediyordum. Ergenlik dönemimde Türkiye’yi ziyaret ettiğimde Oya & Bora ve MFÖ gibi oryantal tınılar taşıyan pop müziklere çok ilgi duydum; Japonya’da bu tarz müzikleri bulmak zordu. Kulüp müziğiyle ilk karşılaşmam bir elektronik mağazasında çalan Eurobeat sayesinde oldu, ardından The Chemical Brothers gibi big beat sanatçılarını dinlemeye başladım; house, techno, dub gibi türlere yöneldim. Arkadaşlarım aracılığıyla DJ’liğe ve bir şekilde dünya müziklerine de ilgi duymaya başladım. Bugün geldiğim noktaya böyle ulaştım.

Gündelik hayatımda bile zihnimin içinde sürekli bir tür müzik çalıyor. Hayatımın önemli bir bölümünü müzikle geçirdiğimi hissediyorum.

2024’te Forest Limit’teki İYİ partisinde hem akıcı hem huzursuz edici ve epey maceralı bir set çaldın. Setlerini önceden titizlikle planlıyor musun, yoksa akışına mı bırakıyorsun?

Genelde setin temel yapısını önceden planlıyorum ama çalacağım gün hislerime ve ortamın atmosferine göre doğaçlama değişiklikler yapıyorum. Bu yüzden çoğu zaman ortaya çıkan sonuç başlangıçta tasarladığım şeyden oldukça farklı oluyor. O gün de aslında planladığım setin içinde olmayan birçok parça çaldığımı hatırlıyorum.

DJ setlerin mekâna ve saate göre ne kadar değişiyor? Kendini en çok hangi tarz ya da türlerin içinde rahat hissediyorsun?

Organizatörlerin enerjiyi yükseltmemi beklediğini düşündüğüm saatlerde mümkün olduğunca yükseltici ve vurucu parçalar çalmaya çalışıyorum. Ama bana en çok yakışanın, hafifçe sallanarak dinlenebilecek orta tempolu parçalarla kurulan lounge tarzı bir set olduğunu da düşünüyorum. Yine de Forest Limit’te çaldığım set ne tam olarak lounge tatlarındaydı ne de dans pistini özellikle harekete geçirmek için hazırlanmıştı. Hâlâ tek bir kelimeyle tanımlayabileceğim bir tarz bulmuş sayılmam.

CRAZY BANANA ve Eeeek!? adlı etkinlik serilerinden biraz bahseder misin? Seni motive edenler neydi? 

Eeeek! aslında daha önce benim organize ettiğim bir küresel müzik partisi olan CRAZY BANANA aracılığıyla tanıştığım DJ’lerin yürüttüğü bir partiydi. Bana katılmamı teklif ettiler ve bir süre sonra düzenli DJ’lerinden biri oldum. Ağırlıklı olarak tribal müzik merkezli bir parti ama hip hop ve house da çalınıyor. Şu anda ara verilmiş durumda.

CRAZY BANANA’ya gelince: Forest Limit’in sahibi eski bir tanıdığımdı. Benden bir parti organize etmemi istediğinde o dönemde en çok ilgimi çeken şey dünya müziğiydi, dolayısıyla bu etkinlik de o fikir üzerine kuruldu.

Hem DJ’lik yapan hem de etkinlik organize edip kürasyon üstlenen biri olarak Tokyo’nun kulüp kültürü ve DJ’ler arasındaki iletişim hakkında neler gözlemliyorsun?

Bunun sahneye bağlı olarak oldukça değiştiğini düşünüyorum.

Underground sahnede, büyük ölçekli partilere kıyasla DJ’ler arasındaki ilişkilerin değer çatışmaları nedeniyle bazen geri dönülmez biçimde bozulabildiğini görüyorum. Bugün asıl mesele, farklı sahnelerden insanları bir araya getirerek tek bir parti yaratırken bu farklılıkları ne kadar kavrayabildiğimiz.

Topluluk dinamikleri ve açıklık açısından Tokyo’nun müzik sahnesini nasıl tanımlarsın?

Uzun süredir Tokyo’da yaşadığım için diğer bölgelerle arasındaki farkları pek fark etmiyorum. Ama bence güzel olan şey şu: Topluluk sayısı çok fazla olduğu için bir sorun yaşandığında tek bir grubun içinde kalmak zorunda değilsin. Underground sahnelerde farklı değerler nedeniyle yaşanan çatışmalar daha sık görülüyor. Bu açıdan Tokyo’daki genel sahnenin nispeten rahat bir atmosfere sahip olduğunu düşünüyorum.

DJ setlerin ve organize ettiğin etkinliklerin yanı sıra Ari Ant adıyla da müzik üretiyorsun. Geleneksel seslere elektronik bir yaklaşım sunan bir proje ve Japonya’dan vokalistlerle iş birlikleri yapıyorsun. Ari Ant ilk olarak nasıl şekillendi ve zaman içinde nasıl evrildi? Bugün genel müzik pratiğiniiçinde nasıl bir yere oturuyor?

Aslında başlangıçta bir grupta aktif olarak yer alıyordum ve müzik üretmeye devam ediyordum. Ancak kulüp müziğinden rock’a kadar geniş bir tür yelpazesiyle karşılaştıkça, Japon halk şarkıları ve festival müziklerinde bulunan daha yerel ve fiziksel ritimleri çağdaş müzik içinde yeniden nasıl kurgularım diye düşünmeye başladım. Bu fikir doğrultusunda deneme yanılma yoluyla üretmeye devam ettim. Sonuç olarak 2023’te yayımlanan ilk albümüm Daiji Nai Mirai ortaya çıktı.

Tokyo’daki favori plak dükkânların hangileri?

DJ setlerim için parçaları genellikle Bandcamp gibi platformlardan dijital olarak satın alıyorum, bu yüzden plak alma fırsatım çok sık olmuyor. Ama seçkisi ve kendine özgü bakış açısıyla beni en çok etkileyen dükkânlardan biri Pianola Records.

AG’den TOKYO’da ziyaret edilecek müzik mekânı önerileri

Aklıma ilk gelenler Forest Limit, space (Shinjuku) ve WWW (Shibuya).


AG’ye göre JAPONYA’da deneyimlenmesi gereken gezi rotaları  

Çok sık araba kullanmıyorum ama bir zaman seçmem gerekirse Okinawa’da farklı yerleri dolaştığım zamanlar olurdu. Geleneksel Okinawa evlerinin sıralandığı sokaklarda araba sürerken gerçekten Okinawa’ya gelmişim gibi hissediyorum.